Pazar, Ekim 29, 2006

Karamelize Soğanlı Pizza

Pizza, vazgeçemediğim lezzetlerden biridir. Özellikle kışları karbonhidrat ihtiyacımız arttığı zamanlar yapılan bol malzemeli bir pizza kadar bana keyif veren şeyler azdır. Yanına da illaki çay olacak. Başka bir şey düşünemem yanına. Garipseyebilirsiniz ama çay, pizzanın yanına çok yakışır. Sıcacık dumanı tüten pizzanın yanına yeni demlenmiş mis gibi çay. Ben pizzayı bol malzemeli ve orta kalınlıkta severim. Lahmacun inceliğindeki pizzalar da bir o kadar lezzetlidir ancak ev yapımı kalın pizzanın da tadı başkadır. Hem doyurucudur hem de genelde tepsinin tamamı bitirilemediği için birkaç dilim artar ve bu artan dilimler soğuyunca da lezzetlerinden kaybetmezler. Çok ince olmadıkları için kurumazlar. Benim pizzalarımın olmazsa olmazı ise soğandır. Soğansız bir pizza bana çok yavan gelir. Eşime ilk kez pizza yaptığımda içine soğan koyacağımı söylediğimde yadırgamıştı ama şimdi o da benim gibi soğanın kattığı lezzet konusunda hem fikir. Aşağıda ev yapımı pizzanın tarifini paylaşacağım sizlerle. Hamurun pek bir özelliği yok. Ben hamuru süt ve yağla yoğururum. Göz kararı. Sizler dilediğiniz mayalı hamur tarifini uygulayabilirsiniz. Hiç farketmez..İşin sırrı hamurunda değil üst malzemesinde çünkü...

Malzemeler


Hamur için:
1 su bardağı Ilık süt,
Tuz,
½ su bardağı sıvıyağ
1 pk instant maya

Üst malzeme


Sos:
5 yemek kaşığı domates sosu (sulandırılmış domates salçası da olabilir, o zaman 2 yemek kaşığı domates salçası yeterli olur)
Bir tatlı kaşığı toz şeker
Tuz
Karabiber
1 tatlı kaşığı sirke
1 tatlı kaşığı kekik

3 adet soğan+1 tatlı kaşığı toz şeker
Sucuk (Dilerseniz salam, sosis)
2 adet domates
3 adet yeşil biber
500 gr mantar
250 gr kaşar
100 gr hellim peyniri
Susam
Kuru fesleğen

Yapılışı:

Ilık süt, maya, sıvıyağ, tuz karıştırılır ve alabildiği kadar un eklenerek ele yapışmayan yumuşak bir hamur elde edilir ve 1 saat dinlenmeye bırakılır.

Diğer yandan sos malzemeleri karıştırılarak bir sos hazırlanır. (Sosun kıvamı koyu çorba kıvamında olmalı, tarhana, domates, mercimek çorbası kıvamlarındaki gibi.)


Mantarlar ayıklanarak dilimlenir ve çok az yağlı tavada sularını salıp tekrar çekene kadar sote edilir.

Soğanlar halka halka dilimlenir, biraz sıvıyağ ve bir tatlı kaşığı toz şekerle karamelize bir hal alana kadar tavada pişirilir.

Domateslerin kabukları soyulur, çekirdekleri ve sulu kısımları çıkarılarak sadece etli kısımları bırakılır ve ince uzun dilimlenir.

Aynı şekilde biberlerin de çekirdekleri çıkarılarak halka halka dilimlenir. Sucuk istediğiniz miktarda halka halka dilimlenir.

Hamurumuz mayalandıktan sonra ellerimizi yağlayarak yağlanmış tepsimizin içine alalım ve tepsiden biraz daha geniş olacak şekilde (tepsimizin dik kenarlarına kadar yukarı çıkacak şekilde) yayalım. Bu kenarların içine şerit halinde kesilmiş hellim peynirimizi koyup kıvıracağız, üstüne susam serpeceğiz ve çıtır kenar elde edeceğiz. Ben 23 cmlik tepsi kullanıyorum genelde ve bir bardak sütle yaptığım hamur yeterli oluyor. Siz tepsinizin büyüklüğüne göre hamur miktarını artırabilirsiniz.
Hamurumuzu yaydıktan sonra domates sosumuzu dökelim ve hamurun her yanına yayalım.
Sosun üzerine karamelize ettiğimiz soğanlarımızı serelim. Onların üstlerine sucuklarımızı. Sırasıyla mantar, domates ve yeşil biberlerimizi serdikten sonra en üste 1 çorba kaşığı kadar kurutulmuş fesleğen serpelim ve 180 derece fırına verelim. Fırından çıkarmadan bir 10 dakika kadar önce tepsimizi fırından alıp iri rendelenmiş kaşar peynirimizi de ilave edip tekrar fırına verelim ve yaklaşık 10 dakika sonra hamurumuzu bıçakla kontrol ederek fırından çıkaralım. Burada kürdan kontrolü bizi yanıltabilir. Pizza malzemeleri ıslak malzelemer olduğu için kürdan batırdığınızda ıslak çıkabilir. Bu yüzden en iyisi tepsiyi çıkarıp hamurun bir tarafını tepsiden kaldırıp altının pişip pişmediğini kontrol etmektir.
Son olarak da afiyetle yiyelim..

Perşembe, Ekim 19, 2006

Kıymalı Cimcime



Hep buruk başlarım bayram sabahlarına. Şöyle bir gözlerim dalar, hafiften nemlenir, bir süre beklerim, giyinirken titrerim ve kendime gelirim.Yalnız olduğumdan değildir bu duygularım. Bir adım ötede bir bayram kahvaltısında bekler anam, babam, kardeşim. Şimdi büyüyen ailemle birlikte eşim, çocuğum ve seneye inşallah çocuklarım.. İçlenişim, bayramı buruk geçirecek olanları düşünmemdendir. Babasız, annesiz kalmış çocukların yalnızlığına ortak olmamdan, bayram sabahı gülümseyerek değil ağlamaklı kalkanlar için üzülmemden, giyecek bir yeni pabuç, tadacak bir yudum şeker bulamayan çocuklara içlenmemdendir. Bayram sabahı ilk ziyaretlerini sıcacık bir yuvaya değil soğuk mezarlıklara yapanlara dertlenmemden, elini uzatıp öptürecek bir çocuğu, bir yakını olmayan yaşlı amcaları teyzeleri görmemden, gözleri nemli dolaşan dulları tanımamdandır. Bir bütün olarak sahip olduğum ailemin değerini bilip şükretmem ve Allah’a beni onlarsız bırakmasın, öyle bayramları yaşatmasın diye yalvarmamdandır. Bu yüzden bayram sabahlarının ilk dakikaları zor geçer benim için. Titreyip kendime gelene, aile kahvaltısına oturup sıcacık çayımı yudumlayana kadar böyleyimdir. Tek tek bakarım ailemin ellerine.. Babamın iri, annemin güçlü, kardeşimin küçük, eşimin zarif, oğlumun yumuk ellerine..Biri çayına şeker koyarken biri elinde bıçak ekmeğine yağ sürer, biri çayını ağzına götürürken diğeri ekmeğini mıncıklar. Allah bu elleri soframdan eksik etmesin diye dualar fısıldar dudaklarım..Tüm sevdiklerimin bayramı kutlu olsun..


Hepinizin bayramını kutluyor ve sağlığınızın, huzurunuzun, sevgilerinizin, umutlarınızın, mutluluklarınızın, ailenizin her bayramda çoğalmasını diliyorum.

Geçen haftasonu iftar davetimizde soframızda bulunan yapımı kolay bir börek tarifini paylaşmak istiyorum sizlerle...Çok kolay, çok lezzetli ve her daim ısıtılınca tazeymiş gibi olan bir börek.

Malzemeler:
3 adet yufka
½ su bardağı zeytinyağı
1 su bardağı süt
2 adet yumurta
Tuz, karabiber

İç malzeme:
2 baş soğan
300 gr kıyma


Yapılışı:

Soğanları yemeklik doğrayıp zeytinyağında kavuralım ve kıymayı ekleyerek biraz daha kavurarak altını kapatalım.

Yufkalarımızı üst üste koyarak tepsimizin taban büyüklüğünde keselim. Tepsimizi yağlayalım ve ilk yufkamızı serelim. Zeytinyağı, yumurta ve süt karışımımızı iyice çırpalım ve yufkamızı bu karışımla biraz ıslatıp üstüne bir kat daha yufka serelim. İç malzememizden biraz yaydıktan sonra kalan yufkaları bu şekilde bitirelim.(Bir kat yufka üzerine bir kat iç, bir kat yufka bir kat iç olacak şekilde.. Sadece en altta kalan tabanı oluşturacak kısmı iki kat yufkadan yapalım). Bu arada kalan yufka parçalarımızdan da üçer dörder kullanarak bir kat oluşturalım ve ara katlarda bunları kullanalım. Ben yuvarlak tepsi kullandığım için (23 cm çapında) benim artık parçalarım epey vardı ve üç tanesinden bir yufka katı oluşturdum. Sizin tepsiniz büyükse yufka sayısını 4’e çıkarabilirsiniz. Önemli olan en üstte kalacak katın tek parçadan oluşması.. Bu şekilde tüm yufkalarımızı ve yufka parçalarımızı bitirdikten sonra (iç malzemenin bolluğunu keyfinize göre ayarlayabilirsiniz, eşim çok bol malzemeli sevmediği için yukarıdaki miktar bize yeterli geldi, siz daha bol malzeme seviyorsanız kıyma ve soğan miktarını artırabilirsiniz.). Sıvı malzememiz ise bitmeyecek bir miktardadır kalan miktarı son yufka katını koyduktan sonra bolca böreğin üzerine boca edeceğiz ve 10 dakika beklettikten sonra 180 derece fırına koyup üstü kızarana kadar pişireceğiz. Afiyet olsun.

Pazartesi, Ekim 16, 2006

Mantarlı ve Fıstıklı Pilav


Geçtiğimiz haftayı yoğun bel ağrısı ile zorlu bir şekilde ve bir hafta boyunca yataktan çıkamayarak atlattıktan sonra bugün işbaşı yapabildim nihayet. Sanırım belimi bir yerde zorlamış veya kötü şekilde soğuk aldırmışım. İlaç da kullanamadığım için bir haftayı epey zor geçirdim ama şu anda kendimi iyi hissediyorum. Bana göre hamileliğin en zor yanı bebeğe zarar vereceği endişesiyle ilaç kullanamamak veya kullanmak zorundaysak bile verdiği vicdan rahatsızlığı..
Neyse, geçtiğimiz haftasonu arkadaşlarımızı iftara davet etmiştik. Onlar için hazırladığım iftar menüsünde yer alan mantarlı ve fıstıklı pilav tarifini sizlerle paylaşmak istiyorum. Çok beğenildiğini de eklemek isterim..

Malzemeler:
2 su bardağı baldo pirinç
2 baş soğan
1 kahve fincanı şamfıstığı
500 gr kestane mantarı
Sıvı Becel, fındık yağı
2 su bardağı Tavuk suyu
1 su bardağı sıcak su
1 avuç kadar arpacık şehriyesi

Yapılışı:

Pirinçleri bir kapta sıcak su içinde 1 saat kadar bekletelim.Tavuk suyumuzu hazırlayalım.
Soğanları ince ince kıyalım ve yarım su bardağı fındık yağı ve becel karışımında pembeleşene kadar kavuralım.Şehriyeleri ekleyelim. Mantarları ayıklayıp küçük doğrayıp soğanlara ilave edelim. Mantarları sularını salıp iyice çekene ve altın sarısı rengi alana kadar sürekli karşıtırarak pişirelim ve soğuk suda nişastasından 3 kere yıkayarak arındırdığımız pirinçlerimizi ekleyelim. Pirinçler şeffaflaşana kadar kavuralım ve tavuk suyu ile sıcak suyumuzu ekleyelim ve altını iyice kısalım. Tuzunu atalım. Suyundan tattığımızda ağzımıza deniz suyu gibi tuzlu bir tat gelen kadar tuz ilave edelim. Piştikten sonra normal tuz kıvamına inecektir merak etmeyin. Kısık ateşte suyunu çekene kadar pişirelim ve altını kapattıktan sonra tencerenin kapağının altına kağıt havlu veya temiz bir bez koyarak kapağı kapatıp demlenmeye bırakalım. Yarım saat sonra kapağı açıp pilavı karıştıralım ve tekrar kapağı kapatıp demlemeye devam edelim. Bir yarım saat sonra pilavımız yenmeye hazırdır. Afiyet olsun...

Pazartesi, Ekim 09, 2006

Ananaslı Pasta


Havalar artık iyice soğumaya başladı. Upuzun bir yaz mevsimini geride bıraktık. Hüzün mevsimindeyiz. Aslında ben sonbahara hüzün mevsimi denmesi taraftarı değilim. Bu mevsim yenilenme ve doğum mevsimine hazırlık mevsimi bence. Bir ön aşama. Daha yeni, daha canlı, daha doğurgan olabilmek için gerekli bir kuluçka mevsimi.. Mart bitince uyumakta olan canlıların yeniden hayata dönebilmek için yaşamaları gereken bir kış uykusu. Bu yüzden ben sonbahara umut mevsimi diyorum. Yeni umutlar doğurabilmek için her canlının mutlaka yaşadığı bir mevsim. Artık kuş cıvıltılarını, arı vızıltılarını, sokaktaki şen çocuk seslerini, simitçiyi, domatesçiyi, karpuzcuyu bir sonraki yaza uğurladık. Sırada, rüzgar uğultusu, yağmur şıkırtısı, kar kaplı yollardan geçen arabaların , çizmelerin çıkardığı sesler var. Her mevsimin kendine has bir güzelliği var. Sırası gelince insan hepsini özlüyor. Yağan yağmuru, karı, rüzgarı, güneşi, yeşili, sarıyı, neşeyi ve kasveti öyle değil mi? Önemli olan hepsinden bir yaşam sevinci çıkarabilmek. Aşağıdaki pasta belki bu sevinci çıkartmanıza biraz olsun yardımcı olabilir ne dersiniz? Haftasonu iftara arkadaşlarımız davetliydi. Tatlı olarak da onlara ananaslı bir süpriz yapmaya karar verdim. Hafif ve bir o kadar da lezzetli bir pasta oldu. Pasta sevmeyen eşimin bile her yediğinde bu başka bir şey dediği bir pasta. Her türlü pasta için kullanılabilir bir kreması var. Kreması benim Tiramisu tarifinin kremasından..O gün yemekler için çok yorulduğumdan pasta hamurunu hazır kullandım. Vakti kısıtlı olanlar için pratik oluyor..

Malzemeler

3 katlı sade pastaban

2 poşet krem şanti
1 bardak (200 cc) soğuk süt (pişecek krema için)
1 bardak süt (iki paket krem şanti için)
3 tepeleme çorba kaşığı un
1 poşet vanilya
1 kutu ananas konservesi
1 paket labne peyniri (200 gr)

Yapılışı:Krema:Küçük bir tencerede 1 bardak sütü, şekeri, vanilya şekerini ve unu (Gerçekten tepeleme çorba kaşığı olmasına özen gösterelim tarif sıvı olabilir) karışıtırıp katılaşana kadar orta ateşte pişirelim ateşten alır almaz labne peynirini ilave edip iyice soğutalım. Diğer 1 bardak sütle de iki poşet kremşantiyi çırpıp buzdolabında soğutalım ve 1/3 ‘ünü soğumuş pişmiş krema ile karıştıralım. Kalan 2/3 kremşantiyi pastamızı kaplamak için kullanacağız..

Pastabanımızın ilk katını varsa 20 cm. lik bir kelepçeli bir kalıbın tabanını çıkardıktan sonra içine yerleştirelim. Eğer kalıbınız yoksa sorun değil, bu işlem sadece pastamızın krema katmanlarının daha düzgün olmasını sağlıyor..Kalıba yerleştirdiğiniz tabanımızı konservemizin suyuyla ıslatalım. Ananaslarımızıın yarısını bu kata dilediğinizce yayalım. Ben bütün olarak koydum ancak dilimleri yerken bıçak kullanmak zorunda kaldık. Dilerseniz küçük parçalara bölerek de yayabilirsiniz. Sonra kremamızın üçte birini güzelce tabanımıza yayalım. İkinci katı ekleyip bunu da konserve suyu ile ıslatalım. Ananaslarımızı serelim ve kremayı bolca yayalım. Son katı da üzerine yerleştirdikten sonra kalan kremamızı yayalım ve 10 dakika buzdolabında bekletelim. Buzdolabından çıkardıktan sonra krem şantimizi ince bir kat olarak iyice yayalım ve 5 dakika daha bekletelim. 5 dakiak sonra kalan kremşantiyi bolca pastamızın üzerine yayalım ve spatulamızı kremaya değdirip çekerek resimdeki görüntüyü verelim. Bir gece buzdolabında bekletelim ve kelepçemizden çıkarıp afiyetle yiyelim.

Çarşamba, Ekim 04, 2006

Safranlı ve Havuçlu Bulgur Pilavı


Mis gibi nane kokusuyla bulgur pilavı ne de çok sevilir değil mi? Hele yanında bol köpüklü bir de ayran oldu mu başka hiç bir yemek aramaz neredeyse insan. Genlerimize işlemiştir neredeyse bir Türk olarak bulgur yemekleri. Hem ucuzluğu hem de besleyici değeri olarak özellikle yokluk yıllarında Türk’ün baş yemeği olmuştur. Yanına ayran bulunamaz o zamanlar pek belki ama bir baş kuru soğan vardır her ailenin ambarında. Yere açılan bir sofranın tam ortasına kocaman bir bakır tencerede sunulur ve tahta kaşıklarla kaşıklanırmış pek bir afiyetle. Bende nedense her bulgur pilavı yaptığımda hep bu görüntü gelir aklıma. Hatta Arcoşa bile yedirirken ata yemeği oğlum bu kutsaldır hadi ham yap bakiiim derim her yudumda. Haftasonu bizde bulgur vardı ama biraz değişik içerikli. Safranlı ve havuçlu.
Yapılışı çok kolay ama lezzeti çok... Ama illede iri bulgur olacak unutmayın.

Malzemeler:
2,5 su bardağı iri bulgur (Ben Reis’in bulgurundan çok memnunum)
2 baş soğan
2 yemek kaşığı salça
2 adet havuç
½ çay kaşığı safran tozu
Tuz,
Bol nane
Dereotu

Yapılışı:

Soğanları yemeklik doğrayalım ve zeytinyağında pişirelim, küçük küpler halinde doğradığımız havuşlarımızı ilave ederek bir süre daha pişirelim. Salçamızı ekleyelim.Yıkanmış bulgurumuzu ilave edelim ve 5 dakika kavuralım. Tuzu, naneyi, dereotunu, safranı ekleyelim ve üstünü 1 cm geçecek kadar kaynamış su ileve edelim ve altını kısalım. Suyunu çektikten sonra altını kapatıp demlemeye bırakalım. 15-20 dakika sonra alt üst yaparak karıştıralım ve kapağını kapatıp demlemeye devam edelim. Pilavımız ılındığında yenmeye hazırdır.
Afiyet olsun..