Çarşamba, Aralık 27, 2006

Biraz ara zamanı

Merhaba sevgili dostlarım,
Blogger hayatına biraz ara verme zamanı geldi. Bir süre internet bağlantım olmayacak, bağlandığı zaman da doğum izninde olacağım için sizlerden bir süre uzak kalacağım.Bu benim için inanın çok zor bir durum. Daha öncede birçok kez paylaşmıştım sizlerle bu blog hayatı insanda fena bağımlılık yapıyor diye. Yazmadan, paylaşmadan nasıl uzak duracağımı bilemiyorum ama yeni ev yeni bebek benim epey bir zamanımı alacak. Kendimizi toparlar toparlamaz sizlere yeniden kocaman bir merhaba diyene kadar şimdilik hoşçakalın. Hepinizin kurban bayramını ve yeni yılınızı kutluyor yeni yılda tüm dileklerinizin gerçek olmasını diliyorum.
Sevgilerle

Pazartesi, Aralık 11, 2006

Yeni Yıl Keki-Weinachtstollen



Yeni yıl yaklaşıyor. Yeni yıl coşkusu her yerde hissedilmeye başlandı. Renk renk ışıklar, süsler, renkli camekanlar, gösterişli alışveriş merkezi süslemeleri, kardan adamlar, noel babalar. İşte benim için yılın en güzel zamanı başlamış oldu. 12 ayın içinde aralık ayı bu gösterişli renkli dünya nedeniyle benim en çok sevdiğim aydır..Yeni yıl ağacımız evimizin baş köşesinde yerini çoktan aldı bile.. Ne güzel! Hoş geldin Aralık ayı, hoş geliyorsun yeni yıl!!!
Bu hafta sizlerle Almanların geleneksel noel keki olan Weinachtsstollen’i paylaşmak istiyorum. Kek ile kurabiye arasında bir kıvama sahip olan bu kek üzerinden bir hafta bile geçse tadından bir şey kaybetmiyor. Üstelik besleyici olduğu kadar kalori olarak da düşük sayılabilir. İçinde tonlarca margarin ve şeker olmadığı için:) Kakule ve hint cevizinden hoşlananlar, peynir, limon ve fındıkla karışmış şeklinden de hoşlanacaklardır..

Malzemeler:
500 gr un
2 yumurta
1 pk kabartma tozu
150 gr şeker (3/4 su bardağı)
1 pk vanilya şekeri
½ çay kaşığı tuz
125 gr tereyağı (oda sıcaklığında)
1 pk labne peyniri
yarım su bardağı kuş üzümü
yarım su bardağı kuru üzüm
2 çorba kaşığı acıbadem likörü
1 çorba kaşığı rom
1 tutam hint cevizi rendesi (bıçak ucu kadar)
1 tutam kakule tozu
1 su bardağı iri dövülmüş fındık
1 limon kabuğu rendesi

Yapılışı:

Sırasıyla un, şeker, vanilya, kabartma tozu, yumurta, labne peyniri, tuz, tereyağı büyükçe bir kapta karıştıralım ve yoğuralım. İyice bütünleştikten sonra üzümler, likör, limon kabuğu rendesi, fındık e baharatları ekleyelim. Bu aşamada hamur biraz cıvıklaşacaktır. Ele yapışmayan bir kıvam alması için yaklaşık 5 avuç kadar daha ekstradan un ilave edelim. Büyük bir somun ekmek şekli vererek yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine koyalım ve 200 derece fırında yaklaşık 75 dakika pişirelim.Kürdan kontrolü yaparak pişip pişmediğini kontrol edelim. Bazı fırınlar çabuk pişirebileceği için keki fırına koyduktan bir saat kadar sonra kürdan testi yapmakta fayda var. Dışı oldukça sert olacaktır. Fırından çıkar çıkmaz bir çorba kaşığı kadar tereyağı eritip fırçayla kekimizin üzerine sürelim ve bolca pudra şekeri ile kaplayalım. Afiyet olsun...



Perşembe, Aralık 07, 2006

Havuç Salatası


İki haftadır bloğuma birşeyler ekleyemediğim için yaşadığım rahatsızlığı size anlatamam. Bu blog olayı insanda gerçekten yoğun bir bağımlılık yapıyormuş. Doğumdan sonra ne yapacağımı şimdiden kara kara düşünmeye başladım. Biri bebek iki çocuk nasıl yetişeceğimi inanın bilmiyorum. Bu yüzden bir süre sizlerden uzak kalabilirim. Merak eden arkadaşlarıma hemen açıklayayım, iki haftadır birşeyler ekleyememe sebebim sağlıksal değil tamamen işlerin yoğunluğundan. Hem iş hem ev taşınma hazırlıkları arasında buraya zaman ayıramadım. 20 gün içinde kısmetse yeni evimize taşınacağız, Ocak 16 sında ise yeni bebeğe hoşgeldin diyeceğiz inşallah.
Bugün sizlerle aslında birçoğumuzun bildiği ama benim biraz değişiklik yaparak yemeyi sevdiğim havuç salatasının tarifini paylaşmak istiyorum.
Malzemeler:
3 adet büyükçe havuç
1 adet katı haşlanmış yumurta
4 dolu yemek kaşığı yoğurt
1 yemek kaşığı mayonez
1 fincan iri dövülmüş ceviz
Kuru nane
2 diş sarımsak
1/2 çay bardağı zeytinyağı
Yapılışı:
Havuçları robotta orta irilikte kıyalım.(Rendelemiyoruz robotun bıçağı ile kıyıyoruz. )Yarım çay bardağı zeytinyağında kavuralım. Hafif diri kalacak şekilde kavurduktan sonra ateşten alalım.
Yoğurt, mayonez ve ezilmiş sarımsaklarımızı iyice karıştıralım. Haşlanmış yumurtamızı küp küp kesip havuçlarımıza ekleyelim. Son olarak ceviz ve mayonezli yoğurdumuzu da ilave ettikten sonra tuzumuzu ayarlayalım ve nane ile süsleyip afiyetle yiyelim.

Pazar, Kasım 19, 2006

Cheesecake-Çikolatalı ve Hindistan cevizli



30 hafta...Tam 30 haftayı bebişimle birlikte geride bıraktık. İki ay sonra ailemiz yeni bir meleğe daha kavuşacak inşallah. Şu anda tek dileğim, yüce Allah’ın hayırlısıyla yavrumuzu sağlıklı bir şekilde bize kazandırması. Hayatımız biraz daha değişecek. Artık dört kişilik bir aile olacağız inşallah ve bir iki yıl daha uykusuz gecelere merhaba diyeceğiz. Hamileliği bu kadar ilerletmişken haliyle de yorgunluğum giderek artmaya başladı. Artık en küçük işlerde bile çabucak tükeniyorum ve eve çok fazla zaman ayıramıyorum. Allahtan havalar soğudu da biraz daha rahat nefes almaya başladım yoksa halim dumandı. İki hafta sonra doğum iznine ayrılacağım. Bu arada yeni evimize taşınma telaşımız da başlayacak. Bu yorgunlukla evin alışverişini nasıl tamamlayacağımızı da bilemiyorum doğrusu. Epey yoğun bir dönem olacak bizim için, o yüzden biraz da erken ayrılıyorum izne, bu işlerin yetişmesi lazım.
Bu hafta sizlerle çok değişik bir cheesecake tarifi paylaşmak istiyorum (Aslında bu ingilizce ismi kullanmak istemiyorum ama tek alternatif peynirlikek olduğu halde tam olarak anlaşılmayacağını düşündüğüm için emin olamıyorum. Şöyle güzel bir türkçe karşılık bulunsa iyi olacak aslında). Haftasonu misafirlerimiz için yaptığım ve özellikle eşimden tam puan alan hafif ve lezzetli bir tatlı. Bakmayın bu kadar karışık göründüğüne hamurun tabanını hazırladıktan sonrası bir çırpıda bitiyor..Şimdiden afiyet olsun..


Taban hamuru:
1 sb un
100 gr tereyağ
3 çorba kaşığı buzlu su
½ su bardağı şeker


Üst malzeme:

1 pk labne peyniri
4 yemek kaşığı şeker
1 sb hindistan cevizi
1 sb iri kıyılmış fındık
1 sb damla çikolata
2 yumurta
1 pk vanilya
1 adet muz küçük doğranmış
4 çorba kaşığı süt

Muhallebi
1 sb süt
2 tatlı kaşığı nişasta
2 çorba kaşığı şeker

Çikolatalı Üst kaplama:

1 pk bitter çikolata (80 gr)
100 gr kaymak


Öncelikle cheesecake imizin taban hamurunu hazırlayalım. Soğuk tereyağını bıçakla küçük parçalara bölelim, şeker ve unla karıştırıp bir bıçak yardımıyla una yedirelim. Elimizle çok fazla yoğurmadan hamuru bütünleyelim ve 20 cm lik kelepçeli kalıba yayarak 175 derecede 15 dakika pişirelim ve fırından çıkaralım.

Muhallebimizi tarif ölçüleriyle hazırlayalım ve soğumaya bırakalım.
Diğer yandan üst malzememiz için şeker ve yumurtamızı çırpalım. Sütü ve labne peynirimiz ekleyelim. Ardından sırasıyla diğer malzemeleri ve muhallebimizi de ekleyelim ve taban hamurumuzun üzerine yayalım. Tekrar 175 derece fırında kürdan testimiz kuru çıkana kadar pişirelim.
Kaymağımızı bir cezvede eritelim ve ocaktan alarak küçük parçalara böldüğümüz çikolatamızı hızlı hızlı karıştırarak erimesini sağlayalım. Soğuyan kekimizin üzerine yayalım ve buzdolabında soğumaya bırakalım.. Aifyet olsun..


Pazartesi, Kasım 13, 2006

Çikolatalı Kahveli Kek

Haftasonu arkadaşlarımıza davetliydik. Giderken çayın yanında yemek için kahve aromalı bol çikolatalı bir kek yaptım. Hem çikolata krizimi bastırsın hem de haftasonu yoğunluğundan dolayı içmeye fırsat bulamadığım bir fincan türk kahvesinin yerine geçsin diye:) Bu kez süsleme aşamasında şeker çalışması denedim. Karamelleştirilmiş şekerle çalışmak çok zordur fakat keke veya pastaya hem bir zerafet hem de üzerinde çok çalışılmış olduğu mesajını verir. Şekerle çalışmak zordur çünkü çok çabuk donar ve kıvamı kaybolur bu yüzden çok hızlı olmak gerekir. Şeker, işimiz bitmeden donarsa telaş yapmaya gerek yok, onun da bir kolayı var aşağıda açıkladığım şekilde. Yine de etrafın batmasını göze almanız gerekir ne de olsa şeker uslu durmayan bir çocuk gibidir.
Arkadaşlarımızla o akşam çok güzel vakit geçirdik. Becerikli arkadaşım sevgili Ceydacığım çok lezzetli bir tuzlu kek yapmıştı, yanına da benim tatlım pek bir yakıştı. Eline sağlık arkadaşım...
Sözü fazla uzatmadan kekin tarifini vermek istiyorum.

Malzemeler :

Kek:

4 yumurta
1 su bardağı şeker
1 su bardağı un
1 türk kahvesi fincanı nişasta
100 gr tereyağı
1 türk kahvesi fincanı sıvıyağ

3 yemek kaşığı yoğurt
1 pk kabartma tozu
1 pk vanilya
1 pk bitter çikolata
4 yemek kaşığı toz kakao
3 tatlı kaşığı nescafe
2 yemek kaşığı rom veya kahve likörü
1 çay bardağı vişne (Dondurulmuş da olabilir)

Üst kaplama:
2 pk bitter çikolata (160 gr)

Şeker Çalışması için:
4 çorba kaşığı toz şeker
Birkaç damla sıvıyağ

Yapılışı:
Kek için yumurta ve şekeri çırpalım. Tereyağını ocakta eritip ateşten alarak içine çikolatayı kırıp nescafeyi de ekledikten sonra iyice eritip ılıtalım. Ilınan tereyağlı karışımı ve sıvıyağı yumurtalara ekleyelim ve çırpalım. Un, nişasta, kabartma tozu, vanilya ve kakaoyu başka bir kapta karıştırıp karışıma yedirelim. Son olarak rom veya kahve likörünü ve vişneleri de ilave edelim. Baton kalıbımızın her tarafını alüminyum folyo ile kapladıktan sonra karışımı ilave edelim ve 185 derecede 45 dakika pişirelim. Alüminyum folyo ısıyı daha hızlı iletebildiği için keki ara ara kontrol etmekte yarar var. 45 dakikadan önce de pişebilir, fırından fırına değişkenlik gösterebileceği için. Kürdan batırdığınızda kuru çıkmalı.

Kekimiz soğuduktan sonra üzerini kaplamak için 2 paket çikolatayı benmari usulü eritelim. (Bu eritme aşamasında çikolatanız fazla ısıdan veya alttaki kaptan çıkan buhardan etkilenerek katılaşırsa, bunu gidermek için içine bir kaç tatlı kaşığı sıcak su ilave ederek tekrar sıvı hale getirebilirsiniz.). Sıvı haldeki çikolatamızı kekimizin üzerine bolca yayalım ve soğumaya bırakalım.

Diğer yandan 4 yemek kaşığı toz şeker ve birkaç damla sıvıyağı teflon tavada ısıtmaya başlayarak karamelize edelim. Sürekli karıştırmayı unutmayalım. Şekerin tamamı eriyip rengi karamel rengine döndükten sonra ocaktan alalım ve karıştırmaya devam edelim. Bu arada tahta kaşığımızı karamele dokundurp kaldıralım.









Tel tel olmaya başlayınca başka bir tahta kaşığa veya herhangi yuvarlak bir çubuğa pişirme kağıdı sararak tel tel ayrılan şekerimizi saralım. Aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi.

Bu aşamada şekerimiz çok çabuk donacaktır. Donan şekeri tekrar ocakta ısıtıp sıvılaştıralım ve işlemimize arzu ettiğimiz şekli verene kadar devam edelim. Ben kekin ortasında görünen fışkırma görüntüsünü elde ettikten sonra tel tel yapma işlemine devam ederek ayırdığım telleri yağlı kağıtta topladım. Sonradan bunları kekin üstü ve yanları için kullandım. Siz dilediğiniz gibi süsleyebilirsiniz..
Afiyet olsun...






Pazar, Kasım 05, 2006

Havuçlu Kek


Haftasonu lapa lapa yağan karın keyfini çıkara çıkara hem de ormanlık alanda araba keyfi yaptık. O yağan bembeyaz karı ne de çok özlemişim. Kar yağdığında hani bir sessizlik olur ya, dünya alem cennetten inercesine bembeyaz, tertemiz ve masum yağan kara saygı gösterir sanki. Kuşlar, şimdi yiyecek bir kaç küçük kırıntımız da örtüldü ne yapacağız sessizliğini yaşarken, bu sessizliği şaşkın ve sevinçle dışarıya koşan çocuk cıvıltıları bozuverir. Ne büyük keyiftir karnı tok evi sıcak bir çocuk için karda oyun oynamak! Nasıl ısınacağız derdiniz yoksa pencereden sessiz yağan karı izlerken bir yudum sıcak çay veya kahve yudumlamak da öyle! Ben oldum olası kışı sevmişimdir. Bunda bir Aralık çocuğu olmamın etkisi de yok değil. Ama ondan önce bu kış sevgisi, buz gibi soğuktan sıcacık eve girme özleyişi, evde tüm sevdiklerini birarada bulabilme sevgisidir benim için. Sonra, kar, dağ, kayak sevgisi gelir ki onların da yeri ayrıdır. Eğer imkanınız varsa bunlar sizi şehrin saçmasapanlığından, kargaşasından, kokusundan uzaklaştırıverir. Bu yüzdendir ki genelde yaz tatiline ayıracağımız parayı biz kış tatiline ayırmayı tercih ederiz. Yazın güneş altında, aman yandım, acaba bronzlaştım mı derdi yaşayacağıma kışın dağda kayaklarımla özgürlüğün keyfini yaşamayı terih ederim. Bilenler bilir bunun ne menem bir zevk, ne vazgeçilmez bir sevda olduğunu...
Dedim ya başında, eğer açlık ve ısınma derdiniz yoksa kış çok zevklidir. Ama asıl zevklisi, kıştan uyanış, o canım baharı bekleme zevkidir ki adına yeşil ümit derim ben, beyaz umut mevsiminden sonra yemek üstü tatlı gibi gelir insana...
Bu hafta sizlerle tam kışa uygun bol vitaminli bol içerikli bir kek paylaşmak istiyorum. Havuçlu, cevizli haşhaşlı kek!


Malzemeler:
1,5 sb dan biraz az şeker
3 yumurta
1 sb sıvıyağ
2 sb un
1 sb ceviz
½ sb fındık
4 adet orta boy havuç
1/2 çay kaşığı muskat rendesi
1/2 sb kuru üzüm
1 kahve fincanı haşhaş
kabartma tozu
vanilya

Yumurta ve şekeri mikserle çırpalım. Sıvıyağ ekleyip çırpmaya devam edelim. Un, vanilya ve kabartama tozunu ayrı bir kapta karıştırıp eleyerek karışıma ilave edelim ve ve kaşıkla karıştıralım. (Bu aşamada mikser kullanmayalım un hamura çok fazla yapışamasın yoksa fazla kabarmıyor). Daha önceden rendenin iri tarafıyla rendelediğimiz havuçlarımızı, cevizi, fındığı, unladığımız kuru üzümleri, muskat rendesini ve haşhaşı ekleyelim ve yağlanmış kek kalıbımıza dökerek 180 derece fırında içi pişene kadar pişirelim. İçinin pişip pişmediğini kürdan testiyle kontrol edelim. Dilerseniz üzerine soğuduktan sonra pudra şekeri de ilave ederek servis edebilirsiniz.. Ağızda dağılan, kıtır kıtır lezzdet bırakan bir kek oluyor içinde ceviz, fındık ve haşhaş sayesinde. Afiyet olsun..

Pazar, Ekim 29, 2006

Karamelize Soğanlı Pizza

Pizza, vazgeçemediğim lezzetlerden biridir. Özellikle kışları karbonhidrat ihtiyacımız arttığı zamanlar yapılan bol malzemeli bir pizza kadar bana keyif veren şeyler azdır. Yanına da illaki çay olacak. Başka bir şey düşünemem yanına. Garipseyebilirsiniz ama çay, pizzanın yanına çok yakışır. Sıcacık dumanı tüten pizzanın yanına yeni demlenmiş mis gibi çay. Ben pizzayı bol malzemeli ve orta kalınlıkta severim. Lahmacun inceliğindeki pizzalar da bir o kadar lezzetlidir ancak ev yapımı kalın pizzanın da tadı başkadır. Hem doyurucudur hem de genelde tepsinin tamamı bitirilemediği için birkaç dilim artar ve bu artan dilimler soğuyunca da lezzetlerinden kaybetmezler. Çok ince olmadıkları için kurumazlar. Benim pizzalarımın olmazsa olmazı ise soğandır. Soğansız bir pizza bana çok yavan gelir. Eşime ilk kez pizza yaptığımda içine soğan koyacağımı söylediğimde yadırgamıştı ama şimdi o da benim gibi soğanın kattığı lezzet konusunda hem fikir. Aşağıda ev yapımı pizzanın tarifini paylaşacağım sizlerle. Hamurun pek bir özelliği yok. Ben hamuru süt ve yağla yoğururum. Göz kararı. Sizler dilediğiniz mayalı hamur tarifini uygulayabilirsiniz. Hiç farketmez..İşin sırrı hamurunda değil üst malzemesinde çünkü...

Malzemeler


Hamur için:
1 su bardağı Ilık süt,
Tuz,
½ su bardağı sıvıyağ
1 pk instant maya

Üst malzeme


Sos:
5 yemek kaşığı domates sosu (sulandırılmış domates salçası da olabilir, o zaman 2 yemek kaşığı domates salçası yeterli olur)
Bir tatlı kaşığı toz şeker
Tuz
Karabiber
1 tatlı kaşığı sirke
1 tatlı kaşığı kekik

3 adet soğan+1 tatlı kaşığı toz şeker
Sucuk (Dilerseniz salam, sosis)
2 adet domates
3 adet yeşil biber
500 gr mantar
250 gr kaşar
100 gr hellim peyniri
Susam
Kuru fesleğen

Yapılışı:

Ilık süt, maya, sıvıyağ, tuz karıştırılır ve alabildiği kadar un eklenerek ele yapışmayan yumuşak bir hamur elde edilir ve 1 saat dinlenmeye bırakılır.

Diğer yandan sos malzemeleri karıştırılarak bir sos hazırlanır. (Sosun kıvamı koyu çorba kıvamında olmalı, tarhana, domates, mercimek çorbası kıvamlarındaki gibi.)


Mantarlar ayıklanarak dilimlenir ve çok az yağlı tavada sularını salıp tekrar çekene kadar sote edilir.

Soğanlar halka halka dilimlenir, biraz sıvıyağ ve bir tatlı kaşığı toz şekerle karamelize bir hal alana kadar tavada pişirilir.

Domateslerin kabukları soyulur, çekirdekleri ve sulu kısımları çıkarılarak sadece etli kısımları bırakılır ve ince uzun dilimlenir.

Aynı şekilde biberlerin de çekirdekleri çıkarılarak halka halka dilimlenir. Sucuk istediğiniz miktarda halka halka dilimlenir.

Hamurumuz mayalandıktan sonra ellerimizi yağlayarak yağlanmış tepsimizin içine alalım ve tepsiden biraz daha geniş olacak şekilde (tepsimizin dik kenarlarına kadar yukarı çıkacak şekilde) yayalım. Bu kenarların içine şerit halinde kesilmiş hellim peynirimizi koyup kıvıracağız, üstüne susam serpeceğiz ve çıtır kenar elde edeceğiz. Ben 23 cmlik tepsi kullanıyorum genelde ve bir bardak sütle yaptığım hamur yeterli oluyor. Siz tepsinizin büyüklüğüne göre hamur miktarını artırabilirsiniz.
Hamurumuzu yaydıktan sonra domates sosumuzu dökelim ve hamurun her yanına yayalım.
Sosun üzerine karamelize ettiğimiz soğanlarımızı serelim. Onların üstlerine sucuklarımızı. Sırasıyla mantar, domates ve yeşil biberlerimizi serdikten sonra en üste 1 çorba kaşığı kadar kurutulmuş fesleğen serpelim ve 180 derece fırına verelim. Fırından çıkarmadan bir 10 dakika kadar önce tepsimizi fırından alıp iri rendelenmiş kaşar peynirimizi de ilave edip tekrar fırına verelim ve yaklaşık 10 dakika sonra hamurumuzu bıçakla kontrol ederek fırından çıkaralım. Burada kürdan kontrolü bizi yanıltabilir. Pizza malzemeleri ıslak malzelemer olduğu için kürdan batırdığınızda ıslak çıkabilir. Bu yüzden en iyisi tepsiyi çıkarıp hamurun bir tarafını tepsiden kaldırıp altının pişip pişmediğini kontrol etmektir.
Son olarak da afiyetle yiyelim..

Perşembe, Ekim 19, 2006

Kıymalı Cimcime



Hep buruk başlarım bayram sabahlarına. Şöyle bir gözlerim dalar, hafiften nemlenir, bir süre beklerim, giyinirken titrerim ve kendime gelirim.Yalnız olduğumdan değildir bu duygularım. Bir adım ötede bir bayram kahvaltısında bekler anam, babam, kardeşim. Şimdi büyüyen ailemle birlikte eşim, çocuğum ve seneye inşallah çocuklarım.. İçlenişim, bayramı buruk geçirecek olanları düşünmemdendir. Babasız, annesiz kalmış çocukların yalnızlığına ortak olmamdan, bayram sabahı gülümseyerek değil ağlamaklı kalkanlar için üzülmemden, giyecek bir yeni pabuç, tadacak bir yudum şeker bulamayan çocuklara içlenmemdendir. Bayram sabahı ilk ziyaretlerini sıcacık bir yuvaya değil soğuk mezarlıklara yapanlara dertlenmemden, elini uzatıp öptürecek bir çocuğu, bir yakını olmayan yaşlı amcaları teyzeleri görmemden, gözleri nemli dolaşan dulları tanımamdandır. Bir bütün olarak sahip olduğum ailemin değerini bilip şükretmem ve Allah’a beni onlarsız bırakmasın, öyle bayramları yaşatmasın diye yalvarmamdandır. Bu yüzden bayram sabahlarının ilk dakikaları zor geçer benim için. Titreyip kendime gelene, aile kahvaltısına oturup sıcacık çayımı yudumlayana kadar böyleyimdir. Tek tek bakarım ailemin ellerine.. Babamın iri, annemin güçlü, kardeşimin küçük, eşimin zarif, oğlumun yumuk ellerine..Biri çayına şeker koyarken biri elinde bıçak ekmeğine yağ sürer, biri çayını ağzına götürürken diğeri ekmeğini mıncıklar. Allah bu elleri soframdan eksik etmesin diye dualar fısıldar dudaklarım..Tüm sevdiklerimin bayramı kutlu olsun..


Hepinizin bayramını kutluyor ve sağlığınızın, huzurunuzun, sevgilerinizin, umutlarınızın, mutluluklarınızın, ailenizin her bayramda çoğalmasını diliyorum.

Geçen haftasonu iftar davetimizde soframızda bulunan yapımı kolay bir börek tarifini paylaşmak istiyorum sizlerle...Çok kolay, çok lezzetli ve her daim ısıtılınca tazeymiş gibi olan bir börek.

Malzemeler:
3 adet yufka
½ su bardağı zeytinyağı
1 su bardağı süt
2 adet yumurta
Tuz, karabiber

İç malzeme:
2 baş soğan
300 gr kıyma


Yapılışı:

Soğanları yemeklik doğrayıp zeytinyağında kavuralım ve kıymayı ekleyerek biraz daha kavurarak altını kapatalım.

Yufkalarımızı üst üste koyarak tepsimizin taban büyüklüğünde keselim. Tepsimizi yağlayalım ve ilk yufkamızı serelim. Zeytinyağı, yumurta ve süt karışımımızı iyice çırpalım ve yufkamızı bu karışımla biraz ıslatıp üstüne bir kat daha yufka serelim. İç malzememizden biraz yaydıktan sonra kalan yufkaları bu şekilde bitirelim.(Bir kat yufka üzerine bir kat iç, bir kat yufka bir kat iç olacak şekilde.. Sadece en altta kalan tabanı oluşturacak kısmı iki kat yufkadan yapalım). Bu arada kalan yufka parçalarımızdan da üçer dörder kullanarak bir kat oluşturalım ve ara katlarda bunları kullanalım. Ben yuvarlak tepsi kullandığım için (23 cm çapında) benim artık parçalarım epey vardı ve üç tanesinden bir yufka katı oluşturdum. Sizin tepsiniz büyükse yufka sayısını 4’e çıkarabilirsiniz. Önemli olan en üstte kalacak katın tek parçadan oluşması.. Bu şekilde tüm yufkalarımızı ve yufka parçalarımızı bitirdikten sonra (iç malzemenin bolluğunu keyfinize göre ayarlayabilirsiniz, eşim çok bol malzemeli sevmediği için yukarıdaki miktar bize yeterli geldi, siz daha bol malzeme seviyorsanız kıyma ve soğan miktarını artırabilirsiniz.). Sıvı malzememiz ise bitmeyecek bir miktardadır kalan miktarı son yufka katını koyduktan sonra bolca böreğin üzerine boca edeceğiz ve 10 dakika beklettikten sonra 180 derece fırına koyup üstü kızarana kadar pişireceğiz. Afiyet olsun.

Pazartesi, Ekim 16, 2006

Mantarlı ve Fıstıklı Pilav


Geçtiğimiz haftayı yoğun bel ağrısı ile zorlu bir şekilde ve bir hafta boyunca yataktan çıkamayarak atlattıktan sonra bugün işbaşı yapabildim nihayet. Sanırım belimi bir yerde zorlamış veya kötü şekilde soğuk aldırmışım. İlaç da kullanamadığım için bir haftayı epey zor geçirdim ama şu anda kendimi iyi hissediyorum. Bana göre hamileliğin en zor yanı bebeğe zarar vereceği endişesiyle ilaç kullanamamak veya kullanmak zorundaysak bile verdiği vicdan rahatsızlığı..
Neyse, geçtiğimiz haftasonu arkadaşlarımızı iftara davet etmiştik. Onlar için hazırladığım iftar menüsünde yer alan mantarlı ve fıstıklı pilav tarifini sizlerle paylaşmak istiyorum. Çok beğenildiğini de eklemek isterim..

Malzemeler:
2 su bardağı baldo pirinç
2 baş soğan
1 kahve fincanı şamfıstığı
500 gr kestane mantarı
Sıvı Becel, fındık yağı
2 su bardağı Tavuk suyu
1 su bardağı sıcak su
1 avuç kadar arpacık şehriyesi

Yapılışı:

Pirinçleri bir kapta sıcak su içinde 1 saat kadar bekletelim.Tavuk suyumuzu hazırlayalım.
Soğanları ince ince kıyalım ve yarım su bardağı fındık yağı ve becel karışımında pembeleşene kadar kavuralım.Şehriyeleri ekleyelim. Mantarları ayıklayıp küçük doğrayıp soğanlara ilave edelim. Mantarları sularını salıp iyice çekene ve altın sarısı rengi alana kadar sürekli karşıtırarak pişirelim ve soğuk suda nişastasından 3 kere yıkayarak arındırdığımız pirinçlerimizi ekleyelim. Pirinçler şeffaflaşana kadar kavuralım ve tavuk suyu ile sıcak suyumuzu ekleyelim ve altını iyice kısalım. Tuzunu atalım. Suyundan tattığımızda ağzımıza deniz suyu gibi tuzlu bir tat gelen kadar tuz ilave edelim. Piştikten sonra normal tuz kıvamına inecektir merak etmeyin. Kısık ateşte suyunu çekene kadar pişirelim ve altını kapattıktan sonra tencerenin kapağının altına kağıt havlu veya temiz bir bez koyarak kapağı kapatıp demlenmeye bırakalım. Yarım saat sonra kapağı açıp pilavı karıştıralım ve tekrar kapağı kapatıp demlemeye devam edelim. Bir yarım saat sonra pilavımız yenmeye hazırdır. Afiyet olsun...

Pazartesi, Ekim 09, 2006

Ananaslı Pasta


Havalar artık iyice soğumaya başladı. Upuzun bir yaz mevsimini geride bıraktık. Hüzün mevsimindeyiz. Aslında ben sonbahara hüzün mevsimi denmesi taraftarı değilim. Bu mevsim yenilenme ve doğum mevsimine hazırlık mevsimi bence. Bir ön aşama. Daha yeni, daha canlı, daha doğurgan olabilmek için gerekli bir kuluçka mevsimi.. Mart bitince uyumakta olan canlıların yeniden hayata dönebilmek için yaşamaları gereken bir kış uykusu. Bu yüzden ben sonbahara umut mevsimi diyorum. Yeni umutlar doğurabilmek için her canlının mutlaka yaşadığı bir mevsim. Artık kuş cıvıltılarını, arı vızıltılarını, sokaktaki şen çocuk seslerini, simitçiyi, domatesçiyi, karpuzcuyu bir sonraki yaza uğurladık. Sırada, rüzgar uğultusu, yağmur şıkırtısı, kar kaplı yollardan geçen arabaların , çizmelerin çıkardığı sesler var. Her mevsimin kendine has bir güzelliği var. Sırası gelince insan hepsini özlüyor. Yağan yağmuru, karı, rüzgarı, güneşi, yeşili, sarıyı, neşeyi ve kasveti öyle değil mi? Önemli olan hepsinden bir yaşam sevinci çıkarabilmek. Aşağıdaki pasta belki bu sevinci çıkartmanıza biraz olsun yardımcı olabilir ne dersiniz? Haftasonu iftara arkadaşlarımız davetliydi. Tatlı olarak da onlara ananaslı bir süpriz yapmaya karar verdim. Hafif ve bir o kadar da lezzetli bir pasta oldu. Pasta sevmeyen eşimin bile her yediğinde bu başka bir şey dediği bir pasta. Her türlü pasta için kullanılabilir bir kreması var. Kreması benim Tiramisu tarifinin kremasından..O gün yemekler için çok yorulduğumdan pasta hamurunu hazır kullandım. Vakti kısıtlı olanlar için pratik oluyor..

Malzemeler

3 katlı sade pastaban

2 poşet krem şanti
1 bardak (200 cc) soğuk süt (pişecek krema için)
1 bardak süt (iki paket krem şanti için)
3 tepeleme çorba kaşığı un
1 poşet vanilya
1 kutu ananas konservesi
1 paket labne peyniri (200 gr)

Yapılışı:Krema:Küçük bir tencerede 1 bardak sütü, şekeri, vanilya şekerini ve unu (Gerçekten tepeleme çorba kaşığı olmasına özen gösterelim tarif sıvı olabilir) karışıtırıp katılaşana kadar orta ateşte pişirelim ateşten alır almaz labne peynirini ilave edip iyice soğutalım. Diğer 1 bardak sütle de iki poşet kremşantiyi çırpıp buzdolabında soğutalım ve 1/3 ‘ünü soğumuş pişmiş krema ile karıştıralım. Kalan 2/3 kremşantiyi pastamızı kaplamak için kullanacağız..

Pastabanımızın ilk katını varsa 20 cm. lik bir kelepçeli bir kalıbın tabanını çıkardıktan sonra içine yerleştirelim. Eğer kalıbınız yoksa sorun değil, bu işlem sadece pastamızın krema katmanlarının daha düzgün olmasını sağlıyor..Kalıba yerleştirdiğiniz tabanımızı konservemizin suyuyla ıslatalım. Ananaslarımızıın yarısını bu kata dilediğinizce yayalım. Ben bütün olarak koydum ancak dilimleri yerken bıçak kullanmak zorunda kaldık. Dilerseniz küçük parçalara bölerek de yayabilirsiniz. Sonra kremamızın üçte birini güzelce tabanımıza yayalım. İkinci katı ekleyip bunu da konserve suyu ile ıslatalım. Ananaslarımızı serelim ve kremayı bolca yayalım. Son katı da üzerine yerleştirdikten sonra kalan kremamızı yayalım ve 10 dakika buzdolabında bekletelim. Buzdolabından çıkardıktan sonra krem şantimizi ince bir kat olarak iyice yayalım ve 5 dakika daha bekletelim. 5 dakiak sonra kalan kremşantiyi bolca pastamızın üzerine yayalım ve spatulamızı kremaya değdirip çekerek resimdeki görüntüyü verelim. Bir gece buzdolabında bekletelim ve kelepçemizden çıkarıp afiyetle yiyelim.

Çarşamba, Ekim 04, 2006

Safranlı ve Havuçlu Bulgur Pilavı


Mis gibi nane kokusuyla bulgur pilavı ne de çok sevilir değil mi? Hele yanında bol köpüklü bir de ayran oldu mu başka hiç bir yemek aramaz neredeyse insan. Genlerimize işlemiştir neredeyse bir Türk olarak bulgur yemekleri. Hem ucuzluğu hem de besleyici değeri olarak özellikle yokluk yıllarında Türk’ün baş yemeği olmuştur. Yanına ayran bulunamaz o zamanlar pek belki ama bir baş kuru soğan vardır her ailenin ambarında. Yere açılan bir sofranın tam ortasına kocaman bir bakır tencerede sunulur ve tahta kaşıklarla kaşıklanırmış pek bir afiyetle. Bende nedense her bulgur pilavı yaptığımda hep bu görüntü gelir aklıma. Hatta Arcoşa bile yedirirken ata yemeği oğlum bu kutsaldır hadi ham yap bakiiim derim her yudumda. Haftasonu bizde bulgur vardı ama biraz değişik içerikli. Safranlı ve havuçlu.
Yapılışı çok kolay ama lezzeti çok... Ama illede iri bulgur olacak unutmayın.

Malzemeler:
2,5 su bardağı iri bulgur (Ben Reis’in bulgurundan çok memnunum)
2 baş soğan
2 yemek kaşığı salça
2 adet havuç
½ çay kaşığı safran tozu
Tuz,
Bol nane
Dereotu

Yapılışı:

Soğanları yemeklik doğrayalım ve zeytinyağında pişirelim, küçük küpler halinde doğradığımız havuşlarımızı ilave ederek bir süre daha pişirelim. Salçamızı ekleyelim.Yıkanmış bulgurumuzu ilave edelim ve 5 dakika kavuralım. Tuzu, naneyi, dereotunu, safranı ekleyelim ve üstünü 1 cm geçecek kadar kaynamış su ileve edelim ve altını kısalım. Suyunu çektikten sonra altını kapatıp demlemeye bırakalım. 15-20 dakika sonra alt üst yaparak karıştıralım ve kapağını kapatıp demlemeye devam edelim. Pilavımız ılındığında yenmeye hazırdır.
Afiyet olsun..

Cuma, Eylül 29, 2006

Çikolatalı Salep


Havaların soğumaya başladığı, yağmurun yaz sıcaklarını silip süpürdüğü şu günlerde kış mevsiminin ruhuna bürünmeye başladık bile öyle değil mi? Bulutlu ve kasvetli bir gökyüzü, her an yağdı yağacak deyip yanımızda taşıdığımız şemsiyeler, yağmurluklar, kapalı ayakkabılar kışı müjdelemiyor mu size de? Müjdelemek diyorum çünkü bildiğiniz gibi en çok istediğim şeylerden biriydi havaların soğuması! Yazı sevenler alınmasın çünkü bu, bu seneye mahsus bir şey, malum hamileyiz...Bu havalar başlayıp da kış ruhunu hissetmeye başladığımdan beri canım hep kışa ait şeyler yapmak istiyor, mısır patlatmak, salep pişirmek gibi. Peki siz salebi hiç çikolatalı denediniz mi? Biz geçen akşam denedik. Arcoş ve ben çok sevdik. Arcoş her aldığı yudumda mmmmhh! deyip duruyordu:)
Yapılışı mı? Çok basit.. Salebi bildiğiniz şekilde pişirirken içine yarım paket bitter çikolata atın, bırakın erisin.. O harika kokuyu alıyor musunuz? Salep ve çikolata kokusu?


Bilmeyenler için 3 nescafe fincanı süt için tarifi vereyim..
3 Fincan süt, arzunuza göre toz şeker, 2 dolu tatlı kaşığı salep tozu veeee çikolata.. Hepsini karıştırıp koyulaşana kadar pişirin ve fincanlara paylaştırın.. Afiyet olsun...

Salı, Eylül 26, 2006

Zeytinyağlı Dolama Börek

Herkese merhaba,
Son yaşanan hırsızlık olayından ve yapılan basitlikten dolayı yeni bir tarif ekleyip eklememe konusunda epey bir kararsız kaldıktan sonra haklı sonunda hakkına kavuşacaktır diyerek haftasonu yaptığım böreğin tarifini paylaşmaya karar verdim. Sevgili dostlarım, tariflerimizi bloglarımız aracılığıyla okumaya çalışın lütfen. Başka sitelerde bizim isim ve linklerimizi görürseniz bilin ki bu siteler bizlerin emekleri ve sizlerin hitleri sayesinde haksız gelir elde etmekteler.. Tarifleri bloglardan takip etmek hem blog sahipleri ile güzel dostluklar kurmanızı hem de emeklerine saygı göstermenize yardımcı olur.
Bu haftasonu canım şöyle hamur işi birşeyler isteyince girdim mutfağa şöyle zeytinyağlı bir dolama börek yapayım dedim. Biz afiyetle yedik bakalım siz de sevecek misiniz?

Malzemeler:

Hamur İçin:

5 Su bardağı Un
1 Su bardağı ılık süt
1 pk instant maya
1/2 su bardağı zeytinyağı
Tuz

İçi için:
500 gr ıspanak
2 baş soğan
tuz
200 gr beyaz peynir

Hamura sürmek için:

½ z su bardağı zeytinyağı
2 çorba kaşığı yoğurt


Yapılışı:

Hamur malzemelerinin tümünü bir kapta karıştırıp yumuşak bir hamur elde edelim ve ılık bir yerde mayalanmaya bırakalım (yaklaşık 1 saat)

Hamurumuz mayalanırken diğer yandan soğanları yemeklik doğrayıp biraz zeytinyağında kavuralım. Ispanakları ilave edip biraz öldürelim. Ateşten aldıktan sonra ufalanmış beyaz peyniri ilave ederek karıştıralım.

Mayalanan hamurumuzu çok az zeytinyağıyla bir kez daha çok kısa yoğuralım ve ikiye bölelim.. Yağlanmış zeminde hamurun yarısını ellerimizi bolca zeytinyağı ile yağlayıp çekiştire çekiştire açalım. Yoğurtlu ve yağlı karışımımızdan sürerek içimizin yarısını hamurun her tarafına yayalım ve yuvarlayarak rulo yapıp yağlanmış tepsiye (23 cm çapında) tepsinin ortasından başlayarak dolayalım. Hamurun kalan yarsına da aynı işlemi uygulayalım ve yine tepsimize rulo yaparak yerleştirelim. Bittiğinde tepsimizin içinde sarmal şeklinde bir hamur olacak..Kalan yoğurtlu yağlı karışımı hamurun üzerine sürüp 200 derece fırında pişirelim. Kürdanla kontrol ederek süreyi ayarlayalım.
Afiyet olsun...

Pazartesi, Eylül 18, 2006

Haftasonu Kahvaltımızdan-Patatesli Omlet


Haftasonu kahvaltımızdan bir görüntü. Patatesli omlet, simit, domates, salatalık. Patatesli omlet, benim vazgeçemediğim kahvaltı lezzetlerinden biridir ve her yemeğe olduğu gibi patates yumurtaya da muhteşem bir lezzet katıyor. Denemeyenlere şiddetle tavsiye ederim. Malzemeler (4 kişilik): 3 Yumurta, Bir orta boy çiğ patates Tuz, karabiber, Tereyağ Yapılışı: Patatesi soyduktan sonra rendenin kalın tarafı ile renedeleyelim. Yumurtayı tuzu ve biberi ekleyip çırpalım. Terayağı ile yağladığımız tavamıza dökelim ve kısık ateşte ağır ağır pişirelim. Alt yüzü iyice piştikten sonra omleti ters çevirip bu yüzün de iyice pişmesini sağladıktan sonra afiyetle yiyelim. Önemli not: Kısık ateşte pişmesi çok önemli yoksa patateslerimiz pişmeden kalır.

Çarşamba, Eylül 13, 2006

Yine Hırsız Var!

www.iskenderiye.com sitesinin alt sitesi www.gurme.net sitesi de hırsızlığa karıştı!
Geçtiğimiz aylarda benzer hırsızlık olaylarına ortak tavır koyup hakkımızı savunmuştuk ve bir daha bu tür olaylarIn olmamasını dilediğimizi söylemiştik ama görüyorum ki kolaycıların nesli kolay kolay tükenmeyecek. Arkadaşlar yeniden birlik olma ve bu tür hırsızlıklara engel olma zamanı.. Sizler de bu tür bir yazıyı sitenizde yayınlayın. Hırsızlar işin daha da kolayına kaçmışlar bu kez ve link aldıkları siteleri otomatiğe bağlamışlar. Siz sitenize her yeni posta gönderdiğinizde onu alıp sitelerinde yayınlıyorlar. Öyleki benim dünkü bebeğimizin erkek olduğunu sizlere müjdelediğim yazıyı da aynen koymuşlar siteye.

Salı, Eylül 12, 2006

Zeytinli Pesto Soslu Makarna


Bu makarna için o malum Ağustos sıcaklarında uğraştım ama yiyemeden çöpe dökmek zorunda kaldım. Zaten yorgunluk ve ağırlık sıkıntı yapıyordu bir de o sıcaklar eklenince değil yemek yapmak yemek yemek bile eziyet halini alıyordu. İşte o sıcaklarda koca bir tencere makarna yapmıştım bir hafta yeter bu bize diyerek. Makarnayı ateşten indirip tezgaha aldım ve daha çok sıcak olduğu için de buzdolabına koyamadım. Alışveriş için dışarı çıkıp da gecenin dokuzunda eve dönünce de yemeği ancak bu saatten sonra dolaba koyabildim. Ertesi gün yemek için makarnayı dolaptan çıkarıp ısıttığımızda ise ne yazık ki bozulmuş olduğunu farkettik. O sıcaklara zavallı makarna bile dayanamamıştı:) Benim üzüntümü bir düşünün! Yeniden yemek yapmak zorunda kalmanın verdiği o dayanılmaz hafifliği!
Neyseki ocaktan aldıktan sonra yarım tabak kadar yeme fırsatı bulmuştum da tatmadan dökmemiş oldum böylece:)

Malzemeler:

Bir paket yassı spagetti
10 adet çekirdeği çıkarılmış siyah zeytin veya bir çorba kaşığı zeytin ezmesi
2 yemek kaşığı kurutulmuş domates (yaklaşık 5 adet yarım domates yapıyor)
100 gr beyaz peynir
1 tatlı kaşığı kuru fesleğen ( veya bir avuç taze fesleğen)
1 çay bardağı zeytinyağı
1 çay bardağı ince dövülmüş ceviz

Tuz
Karabiber


Yapılışı:
Makarnayı dilediğimiz dirilikte haşlayalım. Sos malzemelerinin hepsini robottan geçirelim ve makarnamızla karıştıralım. Hepsi bu! Afiyet olsun.
Not: Sıcaklarda dışarıda bırakmayın:)

Çikolata Kaplı Kurabiyeler

Haftasonu Arcoş yine mutfakta işbaşındaydı. Hem el becerisi gelişsin hem de birlikte eğlenceli vakit geçirelim diye mutfağa girdik. Ne yapalım kek mi kurabiye mi oğlum diye sorunca büyük bir iştahla “Buabiye” dedi. Hadi dedim o zaman buabiye yapalım!
Mikserle çırpma ve kurabiyeleri şekillendirme işlemi tamamen Arcoşa ait.

Beni bilenler bilir, benim tariflerimde margarinler, kilolarlaca yağlar olmaz. Mümkün olduğu kadar az yağla yapılabilecek lezzetleri sunmaya çalışırım. İşte bu tarif de onlardan biri, hem çok lezzetli hem de çocuklarımıza yedirebileceğimiz kadar hafif ve sağlıklı..

Malzemeler:

1 su bardağı pudra şekeri
2 yumurta
120 gr oda ısısında tereyağ
½ çaybardağı sıvı yağ
3,5 su bardağı un
5 yemek kaşığı kakao
1 pk vanilya
1 pk kabartma tozu

Kuvertür için:
100 gr kuvertür çikolatayı benmari usulü eritelim.

Yumurta, tereyağı, sıvyağ ve şekeri mikserle iyice çırpalım. Un, vanilya ve kabartma tozunu eleyerek karışıma ekleyelim ve hamuru yoğuralım. En son kakoyu da ekleyip yoğurarak yedirelim. Folyoya sarıp buzdolabında 1 saat dinlendirdikten sonra hamuru yarım santimden biraz daha kalınca açalım ve kurabiye şekillendiricileriyle keselim. Fırın kağıdı serilmiş tepsiye dizelim ve 180 derece önceden ısıtılmış fırında 15 dakika kadar pişirelim. Kurabiyeler iyice eridikten sonra erimiş çikolataya batırıp dinlendirelim. Çikolatalar donduktan sonra afiyetle yiyelim.

Bize bir erkek daha geliyooooor!

Ne olur kusura bakmayın, bebeğimizin cinsiyetini geçen ay öğrendiğimiz halde ben siz sevgili dostlarımla bunu paylaşmayı unuttum. Bize bir erkek daha geliyooooor! Ben üç erkekle nasıl başedeceğimi şimdiden kara kara düşünmeye başladım:) Var mı yardımcı olabilecek biri aranızda:) Allah hepsine uzun ömür versin, babamıza ve iki minik afacanımıza inşallah. Ben erkek istiyordum eşimse kız taraftarıydı, kazanan ben oldum. Eşimse şimdiden darısı üçüncüsüne demesin mi!!!! Şaka şaka:)

Cuma, Eylül 08, 2006

Sonradan Keşke Dememek İçin...Küçük Meleklerimize

Aşağıda beni çok etkileyen bir şiir görüyorsunuz. Etkilenmemek mümkün değil zaten okuyunca. Çoğu zaman iş yorgunluğuyla eve döndüğümde hele evde beni bekleyen bir dolu ev işi de varsa bu ruh halinde oluyor ve Arca'yı oyalama taktikleri ile oyalayıp başımdan savıyordum. Bu şiir yeniden gözümü açtı. Artık elinde oyuncak yanıma gelip "anna oyun oyun" dediğinde "sonra oğlum" demiyorum. Elimdeki işi bırakıp onunla doyasıya oynayıp biraz daha geç yatmayı göze alıyorum. Hele akşamları, onu yatağına tek başına yatırıp uyumasını beklemeden odasından hemen çıkmıyorum artık. Birlikte yatağına girip bir masal okuyup doyasıya okşayıp öpüp kokladıktan sonra iyice uykuya yenik düşene kadar yanında kalıyorum. O da bundan öyle büyük bİr haz alıyor ki benİm yanında olduğumu görünce daha bir güvenli dalıyor uykuya ve arada bir gözünü açıp hala orada olup olmadığımı kontrol ediyor. Yanağını yanağıma dayayıp o şekilde uyuyor ve öyle huzurlu oluyor ki o zaman. Çünkü o bir daha bu yaşlara geri dönmeyecek ve ben onun bu hallerini çok özleyeceğimi biliyorum. Şimdi onun o ipek tenini öpüp okşarken ileride sakallı cildini bu şekilde öpmeme izin vermeyeceğini biliyorum. "Of anne ben çocuk muyum beni böyle öpüyorsun" diyecektir büyük ihtimalle. Minik ayaklarını ellerimin arasına alıp gıdıklarken ileride 43 numara ayaklarına dokunamayacağım hele ellerimin arasına hiç alamayacağım. Bunları düşündükçe onunla sağlıklı ve verimli saatler geçirmenin herşeyden daha önemli olduğunu bu şiir bir kez daha hatırlattı bana. Hatta eşim dün akşam şiiri yazıcıdan bastırıp buzdolabının görebileceğimiz bir yerine asmış her zaman gözümüzün önünde olsun unutmayalım diye. Ne diyeyim, onlar bizim en değerli varlıklarımız ve yeteri kadar zaman ayırıp öpüp koklayarak yetişkinliğe ulaştıralım onları.. Sonradan keşke dememek için...


YETİŞKİN OĞLUMA

Sürekli meşguldüm o kadar sene
Seninle doyasıya oynayamadım
Sen beni çağırdın gel oyna diye
Ben bir türlü zaman ayıramadım

Giydirdim,doyurdum,seni kolladım
Sadece bunları yeterli sandım
Bana oyuncağını getirdiğinde
Ben seni çoğu kez başımdan savdım

Yatağa yatırır seni okşardım
Sen uyur uyumaz hemen çıkardım
Şimdi o günleri çok özlüyorum
Keşke bir dakika fazla kalsaydım

Hayat ne kadar da kısa, yıllar ne çabuk
Ne zaman büyüdü bu küçük çocuk
Ona dokunmak için uzandığımda
Ellerim boş kalır yüreğim buruk

Artık ne resimler, ne de oyunlar
Ne ‘’ iyi geceler’’ ne sarılmalar
Hepsi çok geride ulaşmak çok zor
Yaşanmadı sanki o güzel yıllar

Artık hiç işim yok, yapayalnızım
Günlerim çok uzun, üstelik bomboş
Keşke isteklerini bir bir yapsaydım
Küçük arzuların şimdi çok şirin çok hoş

Alice Chase

Pazartesi, Eylül 04, 2006

Süt Kremalı Ananaslı Kek

Haftasonu annemle babam buradaydı. Cumartesi günü hava kapalı ve çok sıkıcı olunca da evde kalmaya karar verdik hazır evdeyken kahvenin yanına birşeyler yapalım dedik. İlk kez denediğim bir kaç tarifi birleştirerek yaptığım kek herkes tarafından çok beğenildi. Tekrarı istendi. Açık söylemem gerekirse benim de yediğim en lezzetli keklerden biriydi, ellerime sağlık. Aa unutmadan keki Arcamla beraber yaptık! Ben malzemeleri koyarken o büyük bir dikkatle ve ustalıkla mikseri tutup kek malzemelerini çırıpıyordu:) O kadar meraklı ki birlikte mutfakta çalışmak benim de hoşuma gitmiyor desem yalan olur. Etrafı biraz batırsada minik oğlumun mutfak işleri için elinin kırılmasını geciktirmemek için engellemiyorum. Öğrensin de ileride eşine yardım etsin babası gibi dimi ama:)

Malzemeler:

Kek için:

2,5 su bardağı un
4 yumurta
1 su bardağı toz şeker
1 pk kabartma tozu
1 pk vanilya
1 su bardağı süt
2 çay bardağı sıvı yağ (küçük bardaklardan)
1 tatlı kaşığı tarçın
1 çay kaşığı zencefil tozu
1 su bardağı damla çikolata
½ su bardağı ince dövülmüş ceviz
1 kutu ananas konservesi

Krema malzemesi:

2 yumurta sarısı
1 yumurta beyazı
½ su bardağı şeker
1 pk vanilya
1 su bardağı süt
½ su bardağı su
2 tepeleme yemek kaşığı nişasta


Kek Yapılışı:

Şeker ve yumurtaları mikserle çırıpalım. Un, çikolata ve kabartma tozu hariç diğer tüm malzemeleri ekleyerek çırpmaya devam edelim. Malzemeler bütünleşince un ve kabartma tozunu eleyerek karışıma ekleyelim en son olarak da çikolataları katıp çok fazla çırpmadan unu karışıma yedirelim. 180 derece fırında yağlanmış kelepçeli bir tepsiye dökerek pişirmeye başlayalım. Kekimizi çok fazla pişirmeyeceğiz, içine kürdan batırdığımızda temiz çıkacak ama üstü kararmayacak çünkü birazdan tarif edeceğim kremayı da kekin içine yaydıktan sonra bir süre daha pişireceğiz.

Krema yapılışı:

1 yumurta akını bir tutam tuz ile kar gibi çırpalım ve kenara koyalım.
Su, süt ve şekeri kaynatalım. 2 yumurta sarısını çatalla çırpıp süt karışımından bir çay bardağı kadar alalım ve yumurta sarılarına ilave edip hızla karıştıralım ve kaynayan tencereye ilave edelim. Nişastayı çok az su ile çözdürüp tenceredeki karışıma katalım ve karıştıralım. Karışımı ocaktan alalım ve çırptığımız yumurta aklarını hızla ilave edelim.

Kekimizi kürdan temiz çıktıktan sonra fırından alalım biraz soğuttuktan sonra kelepçelerini çözüp büyük bir bıçakla ortadan ikiye keselim. Kremadan 4-5 yemek kaşığı ayıralım ve kalanı altta kalan kekin üzerine iyice yayalım. Kekin üst parçasını kapattıktan sonra kalan kremayı kekin üzerine yayalım, tarçın severler bolca tarçın serpebilirler kekin üzerine. Son olarak da ananas halkalarımızı kekin üzerine yerleştirip kekimizi tekrar fırına verelim ve 5-10 dakika kadar daha pişirdikten sonra fırından alalım, ılındıktan sonra afiyetle yiyelim. Keki tekrar fırına vermemizin nedeni kremanın kekle bütünleşmesi. Dilerseniz bu keki bu şekilde kremalamadan da sade haliyle yiyebilirsiniz zaten bu başlı başına lezzetli bir kek vey akremayı kekin arasına sürmek yerine üzerine de yayıp sonra ananasları bu bol kremanın üstüne yayabilirsiniz. Canınız nasıl arzu ederse...Afiyet olsun..

Perşembe, Ağustos 31, 2006

Mança


Lezzetli, pratik, yaz sofralarının vazgeçilmez ara yemeklerinden biri olan Mança’yı gururla sunarız:)

Malzemeler:
Dilediğiniz kadar patlıcan
domates
yeşil biber
5-6 diş sarımsak
zeytinyağı


Yapılışı:

Patlıcan, domates ve biberleri küp küp doğrayalım.
Sarımsakları dörde bölüp tüm malzemelerle birlikte zeytinyağında pişene kadar kavuralım. Maydanozla süsleyip sonrada
afiyetle yiyelim. Hepsi bu kadar...

Pazartesi, Ağustos 28, 2006

Diyet Kabak Salatası


Ağustos sıcağında karın doyurmak için hafif, lezzetli bir o kadar da besleyici bir yemeğe kim hayır diyebilir ki değil mi?
İşte bu lezzetli salatanın veya kimisine göre de yemeğin tarifi aşağıda şimdiden afiyet olsun?

Malzemeler:
Kabak (Dilediğiniz miktarda)
Sarımsak
Sirke
Tuz
Zeytinyağı
Maydanoz, dereotu

Yapılışı:
Kabakları tırtıklı olacak şekilde soyalım. Bunun için tırtıklı bir bıçak kullanabiliriz. İri küpler halinde doğrayıp hafif dir olacak şekilde haşlayalım. Suyunu süzelim. Başka kapta ezilmiş sarımsak, zeytinyağı, sirke ve tuzu iyice karıştıralım ve kabaklara ilave edelim. Son olarak ince kıyılmış dereotu ve maydanozuda karıştırıp buzdolabında 1-2 saat dinlendirelim.. Afiyet olsun
..

Çarşamba, Ağustos 23, 2006

Vişneli Gül Tatlısı



Yine sıcak bir Ağustos gününde İstanbul’dan herkese merhaba.
Gitmiyor arkadaşlar, bu sıcaklar git-mi-yooor! Haftasonu daha da sıcak olacakmış. Allah herkese kolaylık versin diyorum. Kendime şimdiden evin banyo küvetini rezerve ediyorum:) Orası benim:)
Haftasonu annemlerin yanına Erdek’e gittik. Orası da yanıyordu. Denize saat 17:00 den sonra ancak inebildik. Deniz suyu serinletmedi bile, o kadar ısınmış ki..
Neyse sabrediyorum çoğu gitti azı kaldı, kış geliyooor!!!
Annem yine her zamanki gibi nefis mamalar yapmıştı bize. Ben de iki tanesinin tarifni burada yayınlamak istiyorum bugün. Resimlerini de bir güzel çektim. Bir tek yapıp yemesi kaldı..
Afiyet olsun..

İlk tarifimiz Vişneli Gül Tatlısı

Malzemeler:
2 su bardağı un
1 su bardağı irmik
1 yumurta –beyazı hamurun içine konulacak, sarısı dışına sürülecek
125 gr tereyağı (erimiş soğumuş)
1 çay bardağı yoğurt
1 çay bardağı sıvı yağ
1 pk kabartma tozu
1 pk vanilya
1 limonun kabuğunun rendesi

Şerbeti için:
4 su bardağı su
4 su bardağı şeker
pişmesine yakın birkaç damla limon suyu

Hamur için önce ıslak malzemeleri ardından kuru malzemeleri karıştırarak bir güzel yoğuralım. Hamurumuzu 3 mm inceliğinde merdane veya oklava yardımıyla açalım. Bir su bardağının ağzıyla hamurdan yuvarlaklar keselim. Üç adet yuvarlağı üst üste koyalım.(Bu bir adet gül olacak) Bunun ortasına biraz ceviz ve bir bütün vişne koyarak bir köşesinden başlayıp rulo yapalım. Rulonun tam ortasından bıçak yardımıyla keselim ve bıçakla kesilen tarafı yağlanmış tepsinin altına gelecek şekilde tepsiye yerleştirelim. Vişnenin yarısı bir tarafta diğer yarısı da diğer tarafta kalacak. Eğer tam denk gelmeze üstüne ayrıca bir yarım vişne koyabiliriz Hamurumuzun tamamını bu şekilde yaparak bitirelim. Üstlerine yumurta sarısından sürerek 180 derecede üstleri pembeleşene kadar pişirelim.
Hamurumuzu fırına verdikten hemen sonra şerbetimiz için su ve şekeri kaynatmaya başlayalım. Koyulaşınca (kıvam alınca) birkaç damla limon suyumuzu ekleyip ocaktan alalım. Fırından çıkan sıcak hamurumuza sıcak şerbeti dökelim. Şerbetin hamurlarımızın üstüne kadar çıkmasına özen gösterelim. Bunun için derince bir tepsi kullanabilir veya hamurlar piştikten sonra derin bir kaba aktarabilirsiniz. Şerbet iyice çekildikten ve buzdolabında soğuttuktan sonra servis yapabiliriz. Afiyet olsun.

Patlıcanlı Mayalı Poğaça


Patlıcanlı Mayalı Poğaça

Hamur için:
1 çay bardağı sıvıyağ
125 gr tereyağ (oda ısısında)
1 su bardağı yoğurt
1 yumurta
1 yemek kaşığı toz şeker
1 su bardağı ılık süt
2 yk kaşığı kuru maya (bir paket aktif kuru maya)
Alabildiği kadar unJ

İçi için: 2 adet patlıcan
1 orta boy soğan
2 domates
tuz, karabiber

Patlıcanları, soğanı ve domatesleri küp küp doğrayıp sıvıyağda kavuralım. Tuzunu ve biberini ilave edelim.


Öncelikle ılık süt, maya ve şekeri bir kapta karıştırıp kabarmasını sağlayalım.(Aktif kuru mayada bunu yapmamıza gerek yok tüm malzemeyi karıştırmamız yeterli). Yeterince kabarınca kalan tüm malzemeyi karıştırıp kulak memesi kıvamında ele yapışmayan yumuşak bir hamur elde edinceye kadar azar azar un ilave edelim. (Bu malzemeye, ortalama söylüyorum kesin değildir 4-5 su bardağı un gider diye düşünüyorum.Annemin tarifleri genelde böyle göz kararı olduğundan ben de yanında olmadığımdan bardak usulü ölçme fırsatım olmadı, ama bu kıvamı yakalamak inanın zor değil.Yeterki unu azar azar koyalım.


Sonra da hamuru ikiye bölerek yarım santim kalınlığında yuvarlak olarak açalım. Bıçak yardımıyla sekize bölelim(sigara böreği yapar gibi 8 adet üçgenimiz olacak). Geniş taraflarına içimizden koyalım ve rulo yapıp yağlanmış tepsiye dizelim. Dilerseniz klasik poğaça gibi küçük yuvarlaklar açarak da poğaçayı şekillendirebilirsiniz. Üstlerine içine çok az toz şeker katışmış yumurta sarısı sürüp 180 derece fırında üstleri resimdeki gibi olana kadar pişirelim.
Afiyet olsun..

Pazartesi, Ağustos 14, 2006

Patlıcanli Biber Dolması


Off offf! Bu sıcak Ağustos gün ve geceleri bir gün bitecek mi? Arkadaşlar ben kışı özledim ya!! Ne olur kızmayın ama hamileyken yaz sıcakları hiç çekilmiyor...Canım ne yemek yemek istiyor ne yapmak istiyor. Sadece yatmak istiyorum şöyle bacaklarımı uzata uzata..
İşte bu haller içindeyken yemek yapmak zorunda kalınca ben de şöyl edeğişik bir biber dolması yapayım dedim. Biz çok sevdik. Bakalım sizler de sevecek misiniz?

Malzemeler:

Dolmalık yeşil biber
Pirinç (biber sayısından 5 kaşık fazla dolu dolu)
Bir büyük boy patlıcan
Dolmalık fıstık
Kuşüzümü
Yenibahar (2 dolu tatlı kaşığı)
Çok az tarçın
Tatlı toz kırmızı biber
Karabiber
Pul biber
Dereotu
2 büyük soğan

Yapılışı:

Patlıcanı çok minik küpler halinde doğrayıp zeytinyağında kavuralım. İnce kıyılmış soğanı da ilave edip onu da sararana kadar kavuralım. Pirinçleri ekleyerek pirinçler sararana kavurmaya devam edelim. Kalan tüm malzemeleri ekleyelim ve bir su bardağından biraz daha fazla sıcak suyu ilave ederek ateşi kısalım ve suyunu çekene kadar pişirelim. Pirinçler suyunu çektikten sonra 10-15 dakika dinlendirelim. Yıkanmış biberlerimizi içle dolduralım ve tenceremize dizelim. Biberlerin boyunun yarısını geçemeyecek kadar sıcak su ilave edelim tencerimize ve orta ateşte biberlerimiz yumuşayana kadar pişirelim. Pirincimiz zaten yarı pişmiş olduğu için biberlerin pişmesi yeterli olacaktır. Sonuçta içi tane tane olan biber dolmalarımız oluyor.. Hem de kızarmış patlıcan aromalı! Afiyet olsun...

Salı, Ağustos 01, 2006

Fındıklı Üzümlü Kurabiye


Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba.
Tatil bitti ama şirkette öyle yoğun bir dönem başladı ki tatilden döndüğüme pişman olmadım desem yalan olur. Ee başka çaresi yok tabi çalışacağız. Sıcaklar bir yandan, yoğunluk bir yandan ee hamilelik bir yandan epey zorlanıyorum arkadaşlar. Yalnız halen gribin etkilerinden kurtulamadığım ve bu sene marmaranın denizi bir türlü ısınmadığı için denize girmem doktorum tarafından yasaklanınca tatilimde işkenceye dönüştü. Rüzgar da bir yandan dinmeyince tatilim alt üst oldu. Tek avuntum tatili ailelerimizle birlikte geçirmiş olmak. Arca’yı da üşümesin diye denize sokamadık, bebeğim sahilde kendini denize atmaya çalışırken sürekli engellenince çok sinirlendi ve çok üzüldü. İşte böyle bir tatil geçirdik. Yorgunluklarım da üç ayın sonunda azalacağına aksine artınca pazar günü enerji versin diye şöyle fındıklı mındıklı kurabiyeler yapayım dedim tamamen kafadan uydurma. Uydurma ama lezzeti süper olmuş yiyin hak vereceksiniz.

Malzemeler:

2 yumurta
1 sb toz şeker
2,5 su bardağı un
½ su bardağı pirinç unu
1 su bardağı robotta çekilmiş kuru üzüm
½ su bardağı çekilmiş fındık
1 pk vanilya
1 pk kabartma tozu
100 gr tereyağ erimiş soğumuş
½ su bardağı sıvı yağ

Yapılışı:

Yumurta, şeker, tereyağ ve sıvıyağı mikserle 5 dakika çırpalım. Fındık, üzüm ve vanilyayı ekleyelim. Un, kabartma tozu ve pirinç unu karışımını eleyerek karışıma ekleyelim ve kurabiyelerimizi hazırlayalım. Yağlı kağıt serili tepsiye araları biraz açık olacak şekilde yerleştirelim. (Kurabiyeler oldukça kabardığı için benim gibi çok yakın koyarsanız bribirine yapışabilir) Üstlerine isteğe göre birer fındık yerleştirip 180 derecede 10 dakika veya üstleri pembeleşene kadar pişirelim. Afiyet olsun..




"Her hakkı bloglararası fındık projesine aittir. Bu yazımla ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır."

Cuma, Temmuz 14, 2006

Tatil Zamanı!!!

Eveeet, bir süreliğine şu dolu dizgin hayata biraz mola verdirme zamanı geldi. Hepimiz çok yorulduk. Beyinler yoruldu, vücut yoruldu, ruh yoruldu. Dinlenerek zinde bir şekilde tekrar merhaba demek üzere şimdilik hoşçakalın.
En kısa zamanda görüşmek üzere..

Pazartesi, Temmuz 10, 2006

İtalya Gezimizden Görüntüler

Sonunda güç ve fırsat bulup İtalya gezimizden sevdiğim birkaç görüntüyü sizlerle paylaşabiliyorum. Geçtiğimiz iki hafta aşağıda da bahsettiğim gibi rahatsızlıkla geçti. Oğluş da ben de ağır birer grip atlattık ama şimdi iyiyiz..
İtalya da ki resimlerden ilki Venedik de San Marco meydanında çekildi. Arca ve ben kuşlara yem verirken. Bilenler bilir meydandaki kuşların insan korkusu yoktur. Elinizde yiyecek birşey görmesinler soluğu tepenizde alırlar..Arca hiç korkmadan büyük bir keyifle besledi kuşları elleriyle..
















İkinci resim yine Venedik de gondolla kanal gezintisi yaparken hoşuma giden pencere resimlerinden biri. Pencere resimlerine büyük bir ilgim vardır ve hoşuma giden görüntüler yakaladığımda ise hiç kaçırmam. Resimleri görünce bana hak vereceğinizi umuyorum.



















Bir sonraki durağımız Roma..İtalya da en çok nereye bayıldım? Eski Roma'ya elbette! Bir restaurant açıp orada yaşabilirdim.. Hem güzel güzel yemekler yapıp, hem Avrupa tarihinin içinde yaşayıp o havayı soluyabilirdim. Ama yine de vatan yine de vatan diyoruz işte. Ne kadar güzel yer olursa olsun insanın vatanı gibisi yok ama. İşte bayıldığım çeşmelerden en ünlüsü. Aşk Çeşmesi...Başı böylesine kalabalık bir çeşme daha önce gördüğümü hatırlamıyorum. Tabi aşağıdaki görüntüde siz bu kalabalığı görmüyorsunuz çünkü o kalablağı kareye almamak için epey bir çalıştık:)

















Aşağıdaki resim Siena durağından. Bu şirin pencereyi görünce dayanamadım. Kırmızı şortun şirinliğine bakar mısınız?





















Son karemizde Floransa'dan. Arca, Pinokyo'nun memleketinde kocaman bir pinokyo kuklası ile resim çektirdi. Çektirirken de çok büyük bir keyif aldı.

Labneli Karışık Sebzeli Mücver


Merhaba,
Uzun bir aradan sonra yine buradayım. Geçtiğimiz iki haftayı biraz rahatsızlıklarla atlattık. Oğluş ve ben rahatsızlanınca malum insanın gözü birşey görmüyor. Ama itiraf edeyim hepinizi çok özlemişim. Sıcaklar böyle harıl harıl devam ederken yine yaza uygun hafif bir lezzet paylaşmak istedim sizlerle..Geçenlerde soframızı süsleyen bu yemek karışık sebzeli mücver. Arca'm bayılarak yedi. Hem de daha tavadan alır almaz ye ye diyerek yemek istediğini belli etti. Sanırım yemeğe oturana kadar 3 taneyi yalayıp yuttu yavrum. İşte tarifi...

Malzemeler:

1 orta boy kuru soğan
2 orta boy patates
2 orta boy kabak
1 adet havuç
1 su bardağı bezelye
1 kutu labne peyniri
1 yumurta
1 su bardağından biraz az un
tuz ve karabiber
Dereotu

Yapılışı:

Tüm sebzeler rendenin iri tarafıyla rendelenir. Yumurta, peynir, un ve baharatlar ilave edilerek koyu kıvamlı bir karışım elde edilir. Zeytinyağı ve fındık yağı karışımında birer yemek kaşığı alarak tavada kızartılır ve bol yoğurt eşliğinde afiyetle yenir.

Pazartesi, Haziran 19, 2006

Tarçınlı Kek


Bu haftaki tarifimiz de eşimin ablası sevgili Nuriye Ablamdan. Geçtiğimiz haftalarda kendisini ziyaret ettiğimizde her zamanki gibi hünerini gösterip çok lezzetli bir kek ikram etmişti bize. Hemen fotoğrafını çekip tarifini alıverdim. Tarçını sevenler için çok lezzetli bir kek. Bu arada farkındayım hala sizlerle İtalya resimlerimi paylaşacağım ama biliyorsunuz hamilelik dolayısı ile kendimi çok yorgun hissettiğim için resimleri düzenleyip boyutlarını ayarlamaya zaman yaratamıyorum. Beni affedin nooolur:)

Şimdi gelelim kekimizin tarifine..

Malzemeler:

1/2 su bardağı süt (200 ml)
1 pk kabartma tozu
2 yumurta
2 su bardağı un
1 su bardağı toz şeker
100 gr tereyağı
1 çk kakao
1 tepeleme tatlı kaşığı tarçın

Yapılışı:

Yumurta ve şekeri iyice çırptıktan sonra erimiş ve ılınmış tereyağı, süt, kakao ve tarçın ilave edielim. Başka bir kapta karıştırılan un ve kabartma tozunu eleyerek karışıma ekleyelim. Yağlanmış kek kalıbına dökerek 180 derece fırında ortalama 20-25 dakika pişirelim. (Kürdanla kontrol edildiğinde kürdan temiz çıkmalı.)

Bir bardak süt (hamileler) ya da soğuk bir bardak limonata eşliğinde (hamile olmayanlar) afiyetle yenir:)

Pazartesi, Haziran 12, 2006

Boşnak Böreği (Bursa Sarması:)


Merhaba,
Yine bir tarifle karşınızdayım. Hamileliğimin etkileri son sürat devam ederken bir yandan da bloğum boş kalmasın aman bu hafta ne yapıp koyacağım telaşları da hat safhada. Elimden geldiği kadar sizlerle değişik ve lezzetli tarifler paylaşmaya çalışıyorum. Yorgunluk ve halsizlikle baş etmeye çalışırken bazen zorlansam da çabalarım devam edecek.
Bu hafta sizlere Bursa’dan bir tarif vermek istiyorum. Bu tarifi alalı 3 ay olmasına rağmen ancak deneyip fotograflamak kısmet oldu. Tarif, canım dostum bitanecik arkadaşım Gülden’in annesine ait. Tarifin özel bir adı var mıydı hatırlamıyorum o yüzden ben bunlara Bursa Sarması diyeceğim diye yazmıştım dün bloğumu güncellerken, Güldenciğim mail atmış tarifi okuduktan sonra Hoşsun Evrenciğim iyi uydurmuşşsun böreğin adını ama ben anneme sordum böreğin adı Boşnak Böreğiymiş diye yazmış..Ben de hemen ekledim böreğin gerçek ismini bugün:) Bu böreği Güldenciğimin doğumgününde yapmıştı sevgili teyzeciğim ve biz parmaklarımızı yemiştik ben de hemen tarifini istemiştim. Kısmet bugüneymiş. İşte tarif ve uygulama resimleri..

Malzemeler:

1 su bardağı süt
1/2 su bardağı sıvıyağ
2 yumurta
1 tatlı kaşığı şeker
1/2 paket yaş maya( Ben 1 pk instant maya kullandım)
Tuz
alabildiği kadar un ( Yaklaşık 6 su bardağı (200ml) yapıyor

İçi:

3 Patates
Tuz
Karabiber
Maydanoz
Kırmızı biber

Haşlanmış patateslere malzemeler ilave edilir ve çatalla ezilir.

Yapılışı:

Malzemelerin hepsi karıştırılarak ele yapışmayan yumuşak bir hamur yoğrulur ve yarım saat kadar kabarması için dinlendirilir. Hamur kabardıktan sonra hamurdan mandalin büyüklüğünde parçalar koparılarak neskafe fincanı tabağı büyüklüğünde açılır, bir tatlı kaşığı sıvı yağ sürülür ve iç malzemeden arzu edilen miktarda serilir. Sonra şekilde görüldüğü gibi önce yanlardan katlanır sonra üstten başlanarak rulo yaplır. Yağlanmış fırın tepsisine dizilir. Son olarak üzerine 2-3 kaşık sıvı yağda kavrulmuş un gezdirilir ve 180 derece fırına verilir. Pişme süresi yaklaşık 25 dakika. (Fırına vermeden bir yarım saat daha dinlendirilirse daha da yumuşak oluyorlar)
Afiyet olsun.

Pazartesi, Haziran 05, 2006

Panna Cotta ve Müjdemiz


Merhaba,
Öncelikle aşağıdaki resimle ilgili tüm arkadaşlarımın doğru tahmin yaptıklarını söylemek istiyorum. Evet ben bugün 6. haftamı bitirdim. Küçük Arca’mıza bir minik kardeş gelecek inşallah. Tek dileğim bu dönemi rahat ve sağlıklı bir şekilde geçirmek ve hayırlısıyla yavrumu Ocak ayında kucağıma almak. Allah isteyen her kadına bu güzel duyguyu yaşatsın inşallah dualarım onlarla.
Şimdi hem hamile olup hem de havalar bu kadar sıcak giderken insanın canı soğuk şeyler istiyor elbette. Ben de bugün size İtalya’da yediğim ve çok sevdiğim Panna Cotta tatlısının tarifini vermek istiyorum. Biz ailecek çok beğendik bu tatlıyı. Hem sunumu çok şık oldu hem de lezzeti hafif ve güzel. Arca arka arkaya kaşık kaşık yedi inanın.

Malzemeler

200 ml kutu krema
2 su bardağı (200 ml) süt
½ su bardağı şeker
6 çorba kaşığı yoğurt
1 pk vanilya
2 tatlı kaşığı toz jelatin
½ çay bardağı su
1 pk Dr.Oetker mevye sosu (Frambuaz)


Yapılşı:

Jelatini ½ çay bardağı su ile sılatıp sıcak su dolu bir kasenin içine oturtalım ve benmari usulü eritelim.
Krema, süt ve şekeri ocak üstünde hafif şeker eriyene kadar ısıtalım ve çok ısınmadan ocaktan alıp yoğurt ve vanilyayı ekleyelim.(Karışım kesinlikle sıcak olmamalı yoksa yoğurt kesilir ve tatlı istediğimiz gibi ipeksi bir hal almaz!!!) İyice karıştırdıktan sonra jelatini karışıma ilave ederek karıştıralım ve mümkünse silikon kalıplara yoksa ıslattığımız veya streç filmle kapladığımız kalıplara boşaltıp buzdolabında 6 saat dinlendirelim. Tabaklara ters çevirip meyve sosuyla servis yapalım. Benim zamanın olsaydı meyve püresi ve nişastadan sosumu kendim hazırlardım ama hazırlarda işe yarıyor. Afiyet olsun..

Pazartesi, Mayıs 29, 2006

Labneli Makarna


Merhaba, uzun bir aradan sonra yine sizlerleyim.

İtalya anılarımı sizlerle paylaşacağım ama şu sıralar şirkette taşınma işleri yeni birim değişikliği falan derken ancak tarif paylaşmaya fırsatım oldu. Bu yüzden beni affedin..Tarifleri sadece şirketten yollamaya zamanım olduğu için beni anlayacağınızı düşünüyorum. Çünkü oğluma evde zaman ayırmam gerektiği için bilgisayarın başına oturamıyorum.
İtalya'da gece gündüz makarna, pizza, risotto, ravyoli gibi hamur işleri yedikten ve eve gidince ağzıma artık bir ay makarna koymaycağım diye kendi kendime söz verdikten sonra evde yemek olmadığı ve yapılması en kolay yemek olduğu için makarna yaptığımda eşim çok gülmüştü. Ama o yorgunlukla yapılacak başka bir şey yoktu gerçekten. Yine de ortaya çok lezzetli bir İtalyan makarnası çıktı. Bakalım siz de beğenecek misiniz?

Gelelim tarifimize..


Malzemeler:

1 pk makarna
1 pk labne peyniri
Kurutulmuş domates ve domatesin zeytinyağı
1 yemek kaşığı nane
1 diş sarımsak

Yapılışı:

Makarnamızı haşladıktan sonra çok az soğuk su ile yıkayalım. Tenceremize zeytinyağı (kuru domatesin zeytinyağından da bir iki kaşık ekleyelim aroma katsın diye) ilave edelim ve domateslerimizi kavuralım. Nanenimizi, peyniri ve dilimlenmiş sarımsağımızı da katarak biraz daha kavurduktan sonra makarnamızı ekleyelim ve afiyetle yiyelim.

Pazartesi, Mayıs 22, 2006

Ciao Millet!

Merhaba millet ben geldim!
8 gün aradan sonra yine vatan topraklarındayım. Sağ salim geldik, merak eden arkadaşlarıma duyurulur. Çok keyifli, huzurlu ve eğlenceli bir tatil oldu. Hele Arca'mla beraber olmak çok daha keyifliydi. Hiç sorun çıkarmadı yavrumuz. O kadar sessiz ve sakindi ki her göre maşallah dedi. Böyle olmasa zaten yola çıkmaya cesaret edemezdiniz dediler ki kesinlikle haklılar. Bugün, halen yorgunluğum devam ettiği ve işlerim biriktiği için daha fazla yazamayacağım ama anlatacak çok şey var. Yavaş yavaş sizinle bunları paylaşmayı istiyorum. Şimdilik sadece iyi olduğumuzu bilmenizi istedim. Hepinizi çok özlemişim.

Sevgiler...

Çarşamba, Mayıs 10, 2006

Çikolatalı Sarma


Merhaba, tatile çıkmadan önce bir tarif daha yayınlayayım istedim. 22 Mayıs'a kadar yurtdışında olacağım. Sizlerden bir hafta uzak kalacağım ama ne zamandır gidip görmek istediğim İtalya'yı gezme fırsatım olacak. İnşallah güzel bir tatil olur. Arca'yla ilk kez bu kadar uzun süreli bir geziye çıkacağız. Bakalım burnumuzdan mı gelecek yoksa bir çekirdek aile olarak çok zevk mi lacağız orasını bilemiyorum. Tek telaşım Arca'nın oralarda hastalanması, huysuzluk yapması, düzeninin kalıcı olarak bozulması. Hep birlikte göreceğiz artık..
Bugünkü tarifim annemden yine.. Çok lezzetli ve sunumu da bir o kadar güzel. Bakalım beğenecek misiniz?
Hepinize şimdilik hoşçakalın diyorum. Ben yokken kendinize iyi bakın olur mu? Benide özleyin.

Malzemeler:

150 gr tereyağ
1 pk bitter çikolata
1/2 çay bardağı sıvı yağ
1 su bardağı şeker
2 yumurta
3 su bardağı un (400 cc lik) yada 200 cc lik lerden 6 bardak
1 pk vanilya
3 yemek kaşığı kakao
2 pk kabartma tozu
1 pk vanilya
Süslemek için pudra şekeri

Şekerli Karışım için:

1 su bardağı şeker
1/2 su bardağı su
1/2 su bardağı portakal suyu

Öncelikle şekerli karışımı hazırlayalım. Şekeri, portakal suyunu ve suyu bir kapta şeker iyice eriyene kadar karıştıralım.

Tereyağını eritip ocaktan alalım ve içine çikolatamızı kırarak eritelim ve soğumaya bırakalım. Şeker ve yumurtaları iyice çıptıktan sonra sıvıyağımızı ilave edelim. Tereyağlı-çikolatalı karışımımızı ve kakaoyu da ekleyerek çırpalım. Unu, kabartma tozunu ve vanilyayı ayrı bir kapta karıştırıp eleyerek karışıma dökelim ve yoğuralım. Ceviz büyüklüğünde parçalar koparalım ve parmak kalınlığında yuvarlayarak yaklaşık 20 cm lik rulolar yapalım.
Pişirme kağıdı serili tepsimize aralıklı dizelim ve 180 derece fırında 25-30 dakika pişirelim. Kürdanla kontrol ettiğinizde temiz çıkmalı.
Fırından çıkan kurabiyeleri sıcakken şekerli karışıma batıralım ve üstleri açık olarak soğumaya bırakalım. Kurabiyeler kuruduktan sonra pudra şekeri ile süsleyelim ve afiyetle yiyelim..

Beğendili Köfte


Nihayet bloğumu güncellemeye fırsat yaratabildim bugün! Öyle bir yoğunluk içindeyim ki bu hafta ve önümüzdeki hafta nasıl geçecek bilmiyorum. Bu yüzden önümüzdeki hafta da bloğumu güncelleyemeyeceğim şimdiden affınıza sığınıyorum.

Kayınvalidem yazın bahçesinde yetişen patlıcanları bir güzel közledikten sonra birer yemeklik olarak paylaştırır ve derin dondurucuya koyar. Kışın soğuğunda dolaptan çıkarıp çözdürdüm mü mis gibi köz kokan patlıcanlarım hazırdır. Bu haftaki yemek tarifim de bu patlıcanlarla yapıldı.

Malzemeler:

2 adet közlenmiş patlıcan
1 kaşık tereyağı
yarım bardak süt

Sos için:

2 Domates
2 adet yeşil biber
1 diş sarımsak
1/2 su bardağı su

Köfte için:

500 gr kıyma
1 büyük soğan
Yarım ekmek içi
maydonoz
Tuz, biber, kimyon
1 yumurta
1 kaşık salça

Yapılışı:
Közlenmiş patlıcanları erimiş tereyağı ve sütle karıştırıp robottan geçirelim.

Domates, rendelenmiş sarımsak ve biberi zeytinyağda kavurup suyu ilave edelim bir taşım kaynatalım ve ocaktan alalım.

Kıyma, rendelenmiş soğan, yumurta ve diğer malzemeleri karıştırıp elimize yapışan bir kıvam alana kadar köfteyi iyice yoğuralım.

Tepsimizi yağlayıp tepsinin dibine beğendimizi yayalım. Üstüne şekil verdiğimiz ve önceden biraz kızarttığımız (pembelikleri gidene kadar) köftelerimizi dizelim en üste de sosumuzu gezdirelim ve 190 derece fırında pişirelim.
Afiyet olsun

Salı, Mayıs 02, 2006

Portakallı Çilli Kek


Aslında bu hafta bir yemek tarifi verecektim. Haftasonu yaptığım ve fotoğrafladığım bir yemek, ancak son günlerde bir halsizlik, bir yorgunluk çöktü ki üstüme sormayın. Kolumu bile kıpırdatmaya gücüm yok. Daha önce yapıp resmini çektiğim bir kek tarifini koyayım da bari bloğum boş kalmasın dedim, aslında bunu bile yerleştirecek gücü zor buldum kendimde. Ama bir tarif vermeden de içim rahat etmedi açıkçası. Sanırım grip belirtileri göstermeye başladım. Sonum, yatak döşek yatmak olacak anlaşılan. E tabi mevsim de uygun, ofiste hasta olanlar da var, durumu çok müsait anlayacağınız. O kadar da dikkat ediyorum kendime ama olmuyor işte. Millet arkası açık ayakkabı giymeye başladı ben de hala uzun kışlık çizmeler duruyor. Neyse, kendimden bahsederek sözü fazla uzatmayayım. İşte bu lezzetli kekin tarifi aşağıda. Oğluşum bu keke bayıldı belirtmeden geçmeyeyim dedim.


Malzemeler:

1 su bardağı şeker
3 yumurta
3 çorba kaşığı haşhaş
1/2 su bardağı sıvı yağ
1 portakal kabuğu rendesi
1/2 su bardağı portakal suyu
2,5 su bardağı un
1 pk kabartma tozu
1 pk vanilya
1 fiske tuz
Üzeri için pudra şekeri

Yapılışı:

Şeker, yumurta ve yağı şeker eriyene kadar iyice çırpalım. Portakal suyunu ilave edelim biraz daha çırptıktan sonra haşhaşı ekleyelim. Un, kabartma tozu ve vanilyayı bir kapta karıştıralım ve eleyerek karışıma ilave edelim. İyice yağladığımız kek kalıbımıza dökerek 180 derecede 40 dakika kadar pişirelim. Kürdan batırdığımızda kuru çıkmalı.Soğuduktan sonra üzerne bolca pudra şekeri serpelim. Küçük bir not, yukarıdaki malzemelerle küçük bir kek çıkıyor. Bu nedenle geniş bir kek kalıbı kullanmayın. Baton bir kek kalıbı uygun olabilir. Ben şekilli olsun diye ortası delikli olanlardan kullandım ama karışım az geldi ve yüksekliği az olan bir kekim oldu. Çok yumuşak bir kek olduğu için de çıkartmaya çalışırken parçalanır gibi oldu. Bundan sonra bu keki yaparken baton kalıp kullanacağım. Hem daha kabarık bir kekim olur hem de kalıptan çıkarması kolay olur. Keki topkek kalıplarında bile yapabiliriz aslında..
Afiyet olsun..

Salı, Nisan 25, 2006

Romlu Çikolatalı Kek


Haftasonunda arkadaşlarımıza yemeğe davetliydik. Hem yemek yiyelim hem de FB-GS derbisini birlikte seyredelim dedik. Biz FB'li, arkadaşlarımız da GS'lı. Çok keyifli bir akşam oldu. Tabi Fenerbahçe yendiği için daha da bir keyifli oldu:) Tatlıyı da ben hazırladım. Şöyle bol çikolatalı, ağzımızın tadına yakışan birşeyler olsun istedim biraz uğraşla çok beğeni alan, hatta eşimin, “Bu şimdiye kadar yediğim en güzel kek” dediği bir kek çıktı ortaya”

Malzemeler

4 yumurta
1 su bardağı şeker
2/3 su bardağı un
1 kahve fincanı nişasta
100 gr tereyağı
3 yemek kaşığı yoğurt
1 pk kabartma tozu
1 pk vanilya
1 pk bitter çikolata
4 yemek kaşığı toz kakao

Üst kaplama

1 pk 200 gr krema(kaymak)
2 pk bitter çikolata (160 gr)
2 yemek kaşığı rom

Krokan
1 su bardağı fındık kırılmış
4 yemek kaşığı toz şeker


Kek için yumurta ve şekeri çırpalım. Tereyağını ocakta eritip ateşten alarak içine çikolatayı kıralım ve iyice eritip ılıtalım. Ilınan tereyağlı karışımı yumurtalara ekleyelim ve çırpalım. Un, nişasta, kabartma tozu, vanilya ve kakaoyu başka bir kapta karıştırıp karışıma yedirelim. 20 cm çapındaki kelepçeli kalıbımızı alüminyum folyo ile her tarafını kapladıktan sonra karışımı ilave edelim ve 185 derecede 45 dakika pişirelim. Alüminyum folyo ısıyı daha hızlı iletebildiği için keki ara ara kontrol etmekte yarar var. 45 dakikadan önce de pişebilir fırından fırına değişkenlik gösterebileceği için. Kürdan batırdığınızda kuru çıkmalı. Benim fırınımda 40 dk da pişti kek.

Kaplaması için. Kremayı eritelim içine 2 pk bitterimizi kıralım ve eritelim. Romu ekleyelim ve güzelce karıştıralım, hafif katılaşmaya bırakalım. (Benim acelem vardı, 10 dk kadar buzluğa koydum çabuk katılaştırmak için). Kekimizin üstüne bolca yayalım.

4 yemek kaşığı toz şekerimizi tavada iyice eritelim ve hafif kahverengine döndürelim. İrice kırdığımız fındıkları ekleyip çok çabuk karıştıralım ve alüminyum folyo üstüne yayalım. Soğuduktan sonra parçalayalım ve kekimizin üstündeki çikolata soğumadan bolca serpelim. Kekimizi buzdolabında muhafaza edelim. Afiyet olsun..


"Her hakkı bloglararası fındık projesine aittir. Bu yazımla ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır."

Pazartesi, Nisan 17, 2006

Bahar Geldiiii!


Haftasonu Bursa ziyaretimizde uğradığımız hayvanat bahçesinden görüntüler.. Paylaşmak istedim. Hepsini değil tabi:)

Arca'm en çok oğlakların yanında eğlendi. Doğal olarak evcil oldukları için insana yakınlık gösterip bizlerin yanından hiç ayrılmadılar. Hele bir iki günlük bir yavru vardı ki aşağıda resmi var, parmaklarımızı uzattığımızda annesinin memeleriyle karıştırıp emmeye başlıyordu! Gülmekten yerlere yattık.

Çooook şirin!!!

Pelikanlar öyle mağrurdular ki sanki kartpostaldan fırlamışlardı. Ben de dayanamadım onları resim karesine hapsettim:)

Damla Çikolatalı Topkek


Haftasonu bir iş için Bursadaydık. Kiraz bahçelerini gezdik. O güzelim kiraz ağaçları beyaz gelinliklerini giyinmiş bahar rüzgarında salınıp duruyorlardı. Gitmişken de havanın bahar güzelliğini fırsat bilip hayvanat bahçesini de ziyaret edelim dedik. Arca ilk kez hayvanat bahçesini gördü ve bayıldı. Özellikle oğlakların yanından ayrılmak istemedi onları taze otlarla elleriyle besledi. Neşesi görülmeye değerdi doğrusu. Yolculuk sırasında yanımızda götürmek üzere yenmesi kolay olduğu için topkek yapmıştım. Uzun zamandır da yapmadığım için değişiklik oldu bizim için de. Hamuru ikiye bölerek yarısını damla çikolatalı diğer yarısını da meyve şekerleriyle yaptım. Tarifi aşağıda veriyorum. Dileyen deneyebilir:) Afiyet olsun..

Malzemeler:

3 yumurta
1 su bardağı toz şeker
3 su brdağı un
1 pk kabartma tozu
1 pk vanilya
100 gr tereyağ
2 yemek kaşığı yoğurt
3 yemek kaşığı süt
1 su bardağı damla çikolata

Yapılışı

Yumurta, şeker ve eritilip soğutulmuş tereyağını iyice çırpalım.Yoğurt ve sütü ilave edip biraz daha çırpalım. Un, kabartma tozu ve vanilyayı bir kapta karıştırıp eleyerek karışıma ekleyelim. Son olarak damla çikolataları ekleyelim ve karıştıralım. Kağıt topkek kalıplarımıza veya muffin ( muffin kelimesini ingilizce olduğu için pek kullanmak istemiyorum bundan sonra topkek kalıbı diye kullanacağım) kalıplarımıza paylaştıralım. 180 derece fırında 25 dakika veya üstleri pempeleşene kadar pişirelim. Afiyet olsun




Nasıl?Gelin gibiler değil mi?