Salı, Nisan 25, 2006

Romlu Çikolatalı Kek


Haftasonunda arkadaşlarımıza yemeğe davetliydik. Hem yemek yiyelim hem de FB-GS derbisini birlikte seyredelim dedik. Biz FB'li, arkadaşlarımız da GS'lı. Çok keyifli bir akşam oldu. Tabi Fenerbahçe yendiği için daha da bir keyifli oldu:) Tatlıyı da ben hazırladım. Şöyle bol çikolatalı, ağzımızın tadına yakışan birşeyler olsun istedim biraz uğraşla çok beğeni alan, hatta eşimin, “Bu şimdiye kadar yediğim en güzel kek” dediği bir kek çıktı ortaya”

Malzemeler

4 yumurta
1 su bardağı şeker
2/3 su bardağı un
1 kahve fincanı nişasta
100 gr tereyağı
3 yemek kaşığı yoğurt
1 pk kabartma tozu
1 pk vanilya
1 pk bitter çikolata
4 yemek kaşığı toz kakao

Üst kaplama

1 pk 200 gr krema(kaymak)
2 pk bitter çikolata (160 gr)
2 yemek kaşığı rom

Krokan
1 su bardağı fındık kırılmış
4 yemek kaşığı toz şeker


Kek için yumurta ve şekeri çırpalım. Tereyağını ocakta eritip ateşten alarak içine çikolatayı kıralım ve iyice eritip ılıtalım. Ilınan tereyağlı karışımı yumurtalara ekleyelim ve çırpalım. Un, nişasta, kabartma tozu, vanilya ve kakaoyu başka bir kapta karıştırıp karışıma yedirelim. 20 cm çapındaki kelepçeli kalıbımızı alüminyum folyo ile her tarafını kapladıktan sonra karışımı ilave edelim ve 185 derecede 45 dakika pişirelim. Alüminyum folyo ısıyı daha hızlı iletebildiği için keki ara ara kontrol etmekte yarar var. 45 dakikadan önce de pişebilir fırından fırına değişkenlik gösterebileceği için. Kürdan batırdığınızda kuru çıkmalı. Benim fırınımda 40 dk da pişti kek.

Kaplaması için. Kremayı eritelim içine 2 pk bitterimizi kıralım ve eritelim. Romu ekleyelim ve güzelce karıştıralım, hafif katılaşmaya bırakalım. (Benim acelem vardı, 10 dk kadar buzluğa koydum çabuk katılaştırmak için). Kekimizin üstüne bolca yayalım.

4 yemek kaşığı toz şekerimizi tavada iyice eritelim ve hafif kahverengine döndürelim. İrice kırdığımız fındıkları ekleyip çok çabuk karıştıralım ve alüminyum folyo üstüne yayalım. Soğuduktan sonra parçalayalım ve kekimizin üstündeki çikolata soğumadan bolca serpelim. Kekimizi buzdolabında muhafaza edelim. Afiyet olsun..


"Her hakkı bloglararası fındık projesine aittir. Bu yazımla ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır."

Pazartesi, Nisan 17, 2006

Bahar Geldiiii!


Haftasonu Bursa ziyaretimizde uğradığımız hayvanat bahçesinden görüntüler.. Paylaşmak istedim. Hepsini değil tabi:)

Arca'm en çok oğlakların yanında eğlendi. Doğal olarak evcil oldukları için insana yakınlık gösterip bizlerin yanından hiç ayrılmadılar. Hele bir iki günlük bir yavru vardı ki aşağıda resmi var, parmaklarımızı uzattığımızda annesinin memeleriyle karıştırıp emmeye başlıyordu! Gülmekten yerlere yattık.

Çooook şirin!!!

Pelikanlar öyle mağrurdular ki sanki kartpostaldan fırlamışlardı. Ben de dayanamadım onları resim karesine hapsettim:)

Damla Çikolatalı Topkek


Haftasonu bir iş için Bursadaydık. Kiraz bahçelerini gezdik. O güzelim kiraz ağaçları beyaz gelinliklerini giyinmiş bahar rüzgarında salınıp duruyorlardı. Gitmişken de havanın bahar güzelliğini fırsat bilip hayvanat bahçesini de ziyaret edelim dedik. Arca ilk kez hayvanat bahçesini gördü ve bayıldı. Özellikle oğlakların yanından ayrılmak istemedi onları taze otlarla elleriyle besledi. Neşesi görülmeye değerdi doğrusu. Yolculuk sırasında yanımızda götürmek üzere yenmesi kolay olduğu için topkek yapmıştım. Uzun zamandır da yapmadığım için değişiklik oldu bizim için de. Hamuru ikiye bölerek yarısını damla çikolatalı diğer yarısını da meyve şekerleriyle yaptım. Tarifi aşağıda veriyorum. Dileyen deneyebilir:) Afiyet olsun..

Malzemeler:

3 yumurta
1 su bardağı toz şeker
3 su brdağı un
1 pk kabartma tozu
1 pk vanilya
100 gr tereyağ
2 yemek kaşığı yoğurt
3 yemek kaşığı süt
1 su bardağı damla çikolata

Yapılışı

Yumurta, şeker ve eritilip soğutulmuş tereyağını iyice çırpalım.Yoğurt ve sütü ilave edip biraz daha çırpalım. Un, kabartma tozu ve vanilyayı bir kapta karıştırıp eleyerek karışıma ekleyelim. Son olarak damla çikolataları ekleyelim ve karıştıralım. Kağıt topkek kalıplarımıza veya muffin ( muffin kelimesini ingilizce olduğu için pek kullanmak istemiyorum bundan sonra topkek kalıbı diye kullanacağım) kalıplarımıza paylaştıralım. 180 derece fırında 25 dakika veya üstleri pempeleşene kadar pişirelim. Afiyet olsun




Nasıl?Gelin gibiler değil mi?

Pazartesi, Nisan 10, 2006

Sebzeli Lazanya


Bu haftasonu evde pek durmadık. Alışveriş falan derken evde yemek yapmaya da pek fırsatım olmadı. Oysa Arca için sütün yanında yemek için tatlı birşeyler yapmam gerekiyordu. Artık hafta içi halledeceğiz. Bu hafta size sebzeli lazanya tarifi vermek istiyorum. Özellikle diyet yapan arkadaşlar için birebir. Az yağlı, bol sebzeli ve çok lezzetli! Ben yarı kurutulmuş domates almıştım carrefourdan onu kullandım ama tadını sevmedik. Tam kurutulmuşlardan çok farklı, domatesin kabukları yerken ağzınıza takılıyor ve hoş olmuyor. Tavsiyem tam kurutulmuş kullanmanız.

Malzemeler:

8 adet lazanya yaprağı
Bir adet patates
Küçük boy bir karnıbahar
1 adet havuç
1 kahve fincanı kadar kurutulmuş domates
100 gr kaşar peyniri rendesi
2 adet yumurta
500 ml süt
1 çorba kaşığı un
1 çorba kaşığı tereyağ
tuz, karabiber
en üste dökmek için 1/2 su bardağı süt

Yapılışı:

Yıkanmış küçük küçük ayıklanmış karnıbahar, küp doğranmış havuç ve patatesleri buharda pişirelim. Lazanya yapraklarını hafif diri kalacak şekilde haşlayalım. Süt, tereyağ ve unu küçük bir tencerede karıştırıp sürekli karıştırara pişirip beşamel sos hazırlayalım. Pişen sebzeleri derin bir kaba alıp 2 adet yumurta, kaşar peynirinin yarısı, kuru domatesler, tuz ve biber ile iyice bir karıştıralım. Dikdörtgen bir borcamın dibine 2 kaşık beşamel sos yayıp iki lazanya yaprağını serelim. Üstüne sebzeli karışımımızdan döküp 4-5 kaşık beşamel sos ilave edelim ve üstüne iki adet lazanya yaprağı daha serelim. Sebzeleri bu şekilde bitirelim (3 kat sebze olacak). En üstteki lazanyaların üstüne 2 kaşık beşamel sosu daha yayp kalan kaşar peyniri rendesini serpelim. Fırına vermeden önce 1/2 su bardağı sütümüzü de peynirlerin üstüne gezdirelim ve 195 derece ısıtılmış fırında üstü kızarana kadar pişirelim. Üzerine sarımsaklı yoğurt ve az yağda kavrulmuş kırmızı toz biber de çok yakışıyor.Afiyet olsun.

Çarşamba, Nisan 05, 2006

Osmanlı Kültürü


Paylaşmadan edemedim. Öyle hoşuma gitti ki. Sebep ne olursa olsun kötülüğe, aşağılayıcı davranışlara aynı şekilde yanıt vermek bizi de onu yapanlardan farklı kılmaz. Önemli olan karşılığını, basitleşmeden onurlu bir şekilde verebilmektir. Ben de kendi açımdan böyle davranmaya çalışıyorum. Bazen gerçekten çok kötü birşeyle karşılaştığımda öfkeme yenilip bana hiç yakışmayan şeyler söyleyebiliyorum ama sonradan düşündüğümde aslında öyle davranmasam çok daha olgun ve büyük görünmüş olabilirdimlerle karşılaşıyorum. Aşağıdaki yazıyı da okuyunca aslında her zaman böyle davranmanın kazanan taraf olunacağına inancımı artırdığını, bundan sonra benzer şeylerle karşılaştığımda bu küçük nükteyi hatırlayacağıma kendi kendime söz verdiğimi sizlerle de paylaşmak istedim. Sevenlere duyurulur...


Yavuz Sultan Selim döneminde, dönemin İran Hükümdarı Şah İsmail, içinde değerli taşlar ve mücevherlerle dolu bir hediye sandığı gönderir Sultan Yavuza. Hediye sandığı padişahın huzurunda açılır içinden gerçekten çok değerli mücevherler çıkar fakat aynı zamanda sandıktan çok kötü bir koku yayılmaya başlar etrafa. Kimse buna bir anlam veremez. Hemen sandığın içi araştırılır ve dibin d e insan dışkısı bulunur. Aklınca Şah, Sultan Yavuz'a hakaret etmeye çalışmıştır. Sultan Yavuz bu duruma sinirlenir ve etrafındakilerden bu saygısızlığa Osmanlıya yakışır şekilde bir karşılık verilmesi için herkesin düşünmesini emreder ve çözümü herkesten önce kendisi bulur. Hemen aynı güzellikte bir sandık hazırlanmasını ve içine güzel kokulu, çok lezzetli gül suyu lokumlarından bir kutu konulmasını emreder. Sandığın dibine de kendi yazdığı mütevazi bir not iliştirir. Sandık elçi aracılığıyla Şah'a iletilir. Sandık açılır ve etrafa mis gibi gül kokusu yayılır. Değerli mücevherlerin arasında bir kutu gül suyu lokumu gören Şah da buna bir anlam veremez. Elçi kutuyu açar ve son derece saygılı bir biçimde içinden önce kendisi bir tane alır ve yer, sonrada şaha ve diğerlerine ikram eder. Elçi, halen olayı kavramakta zorlanan Şah'a, sandığın dibindeki mütevazi notu uzatır. Notta şunlar yazılıdır." İsmail, herkes yediğinden ikram eder".

Salı, Nisan 04, 2006

Zebra Kurabiye




Arca'nın doğumgününden bu yana hiç tatlı birşeyler yapma fırsatım olmamıştı tabi biraz da diyette olmanın etkisi yok değil bunda ama haftasonu tatlı kurabiyeler yapmaya karar verdim. Bilirsiniz benim tariflerimde öyle 250 gr.lık margarinler, bardak bardak sıvıyağlar genelde olmaz. O yüzden yine hafif birşeyler aramaya başladım ve bu kurabiyeleri buldum. Hem şeker hem yağ miktarı az, üstelik margarinle değil sıvıyağla yapılıyor..

Malzemeler:

3 yumurta
1 su bardağı şeker (200 ml lik bardaklardan)
1/2 su bardağı sıvı yağ
1 paket bitter çikolata (80 gr.lik)%70 kakao yağı içeren
3,5 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
2 yemek kaşığı kakao
Bulamak için pudra şekeri

Yapılışı:

Şeker, yumurta, kakao ve sıvıyağ iyice çözülene kadar çırpalım. Çikolata benmari usulü eritelim ve soğuduktan sonra yumurtalara katalım. Un, kabartma tozuve vanilya ekleyip hamuru 1 saat kadar dinlendirelim. Daha sonra tatlı kaşığı büyüklüğünde küçük küçük yuvarlayıp pudra şekerine bulayarak yağlı kağıt serili tepsiye koyalım ve tepesinden biraz bastırarak birer fındık yapıştıralım. 190 derece fırında 10 dakika pişirelim. Üstlerinin hafif çatlayıp zebra deseni görüntüsünün çıkması gerekiyor..Sonra da afiyetle yiyelim...


"Her hakkı bloglararası fındık projesine aittir. Bu yazımla ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır."